1 Ocak 2026 Perşembe

Mobius (Adam Fawer) Kitabının Özeti, Konusu ve Kitap Hakkında Bilgi


Kitabın Adı: Mobius

Kitabın Yazarı: Adam Fawer

Kitap Hakkında Bilgi:

Bir cümle hayatını kurtarabilir.
Gelecekten geliyorsa.
Üstelik kendi el yazınla!

"Hepimizin hayatında, sonrasında hiçbir şeyin aynı kalmadığı, dünyamızı ikiye ayıran en az bir an vardır. O an, ilk bakışta muhtemelen önemli görünür. Ama değildir. Önemli olan daha önce gelir.
Ben Ayırıcı diyorum ona, diğerlerini deviren ilk domino taşı."

Mobius.
İsmini sonsuzluk şeridinden alıyor.
Brooklyn'in gözlerden uzak teraslarında kurulu bir startup.
Ortaklar hipster girişimci Andy ve esrarengiz dâhi fizikçi Rowan'a göre icatları tüm dünyayı değiştirecek bir devrim niteliğinde.
Temporal Distorsiyon Portalı. Kısaca: Zamanda Yolculuk!
Gelecekten sana, kendi el yazınla gönderilen mesajlar.

Bu icatla kusursuz bir kariyer inşa edebilir, gelecekteki ruh eşinle tanışabilirsin.
Dostların ve düşmanlarınla takvimlerin ötesinde yüzleşebilir, akla gelmeyecek tüyoların izinde zaman korsanlığına, sonsuz servet peşinde gelecek hırsızlığına soyunabilirsin.
Ama hepsinden önemlisi; en büyük hatanı düzeltebilirsin.

Caleb kendi elleriyle mahvedene dek hayalini dahi kuramayacağı bir hayat sürüyordu. Her koşulda sırtını dayayabileceği hayat arkadaşı Hannah'ya, herkesten çok sevdiği oğlu Seth'e, dünya çapında popüler teknoloji girişimlerinde göz alıcı bir kariyere sahipti.
Sonra kaçınılmaz sürpriz gerçekleşti.
Caleb şimdi çoğu beyaz yakalının gizli kahramanı olsa da CEO'lara göre bir hain, yatırımcılara göre steroid basılmış bir kriptonit.
Son dayanağı ve akıl hocası Jim, ona Andy ve Rowan'ın mucizesinden bahsettiğinde, kaybedecek hiç bir şeyi kalmayan Caleb kaybettiği her şeyi kazanma olasılığını keşfediyor.

Türkiye'de hem bilim kurguyu hem okuma alışkanlıklarını yeniledi.
Olasılıksız, Empati ve OZ adlı romanlarıyla milyonları okumaya âşık etti.
Her jenerasyonun baştan keşfettiği fenomen yazar Adam Fawer bu kez de Zaman'a meydan okuyor.
Kader, özgür irade, geçmiş, gelecek, aşk, felsefe, bilim, polisiye...
Zamanda Yolculuk hiç bu kadar gerçek olmamıştı.
Adam Fawer'dan asla bitmesin isteyeceğiniz bir roman daha. (Tanıtım Bülteninden)

Kitabın Konusu:

Mükemmel görünen bir yaşam sürerken beklenmedik bir şekilde her şeyini kaybeden biri, iki girişimcinin geliştirdiği zaman yolculuğu teknolojisini kullanarak geçmişte yaptığı hataları düzeltmeye çalışırken etik, felsefi, karmaşık ve tehlikeli olaylara sebep olur.

Kitabın Özeti:

Caleb, 40’lı yaşlarının başında, bir zamanlar teknoloji dünyasının parlayan yıldızlarından biridir. Finans uzmanı olarak sayısız startup’ta CFO’luk yapmış, ekipler kurmuş, milyonlarca dolarlık yatırımlar çekmiştir.

Eşi Hannah ve oğlu Seth ile mutlu bir aile hayatı vardır. Dışarıdan bakıldığında her şeye sahip bir adamdır. Ancak Caleb’in hırsı ve bencilliği yüzünden bu tablo dağılmaya başlar. Bir yatırım skandalında yanlış kararlar alır ve işini kaybeder.

Eşi Hannah ile evliliği sıkıntıya girer ve oğlu Seth’le bağı kopar. Alkol ve pişmanlık bataklığına saplanan Caleb, hayatını kendi elleriyle mahvettiğini düşünür. Tam her şey bitti derken, eski akıl hocası Jim’den bir telefon alır. Jim, ona Mobius adında gizemli bir startup’tan bahseder: Zaman yolculuğunu mümkün kılan bir teknoloji geliştiren bu şirket, Caleb’e kaybettiği her şeyi geri kazanma şansı sunar.

Mobius, Brooklyn’de kurulmuş küçük bir teknoloji girişimidir. Şirketin kurucuları, Andy ve dâhi fizikçi Rowan, Temporal Distorsiyon Portalı adını verdikleri bir icat geliştirmiş. Bu portal, geleceğe bir tünel açar ve insanlara kendi el yazılarıyla yazılmış mesajlar gönderme imkânı tanır.

“Bir cümle hayatını kurtarabilir. Gelecekten geliyorsa,” sloganıyla yola çıkan Mobius, zamanın akışını değiştirmeyi vaat eder. Caleb, bu fikre önce şüpheyle yaklaşır ama kaybedecek hiçbir şeyi kalmadığı için projeye dahil olmayı kabul eder. Caleb, Mobius şirketinin finansal stratejilerini yönetmekle görevlendirilir.

Geçmişte Hannah, Caleb'e defalarca “Ailene zaman ayır” der, ama Caleb dinlemez. Seth’in okul etkinliklerini kaçırır. Hannah’ın yalnızlığını görmezden gelir. Caleb’in bu geçmişini, Mobius’un sunduğu fırsat ile değiştirmek ister.

Mobius’un teknolojisi, kuantum fiziği ve süperpozisyon teorisine dayanır. Gelecek, gözlemlenmediği sürece belirsiz bir olasılıklar denizidir. Caleb, bir gün kendi el yazısıyla yazılmış bir mesaj alır. “Hannah’ı dinle.” Bu mesaj, ona hem umut hem korku verir. Gelecekteki Caleb’in ona neyi anlatmaya çalıştığını anlamak için portalı daha çok kullanır. Ancak her mesaj, yeni bir soru işareti doğurur. Andy ve Rowan, teknolojinin sınırlarını zorlarken, Caleb kendi sınırlarını keşfeder.

Mobius ekibi büyük bir sınavla karşılaşır. Yatırımcılar, teknolojinin güvenli olmadığını düşünür ve projeyi durdurmak ister. Rowan, portalın bir “sonsuzluk şeridi” gibi çalıştığını savunur. Geçmiş, şimdi ve gelecek bir döngü içinde birbirine bağlıdır.

Caleb portalı kullanarak geçmişe bir mesaj gönderir. Hannah’a “Seni seviyorum, değişeceğim” yazar. Ancak sonuç beklediği gibi olmaz. Hannah mesajı alır, ama Caleb’in değişeceğine inanmadığı için yine de gider. Rowan’ın portalı aşırı kullanması bir felakete yol açar. Zaman çizgisi karışır ve ekip üyeleri farklı gerçekliklerde sıkışır.

Caleb hayatını yeniden inşa etmeye çalışır. Mobius projesi çökmüş, Andy ölmüş, Rowan kayıplara karışmıştır. Caleb, Hannah ve Seth’e bir mektup yazar. “Hatalarım için özür dilerim. Sizi geri kazanmak için her gün çalışacağım."

27 Aralık 2025 Cumartesi

Kalk Yerine Yat (Şermin Yaşar) Kitabının Özeti, Konusu ve Kitap Hakkında Bilgi


Kitabın Adı: Kalk Yerine Yat

Kitabın Yazarı: Şermin Yaşar

Kitap Hakkında Bilgi:

Hayat bazen bir uyku sersemliğiyle karşılar bizi. Üstümüze bir ağırlık basar, olmayacak yerde uyuyakalırız, tutulup kalır her yanımız. Hep özlemini çektiğimiz bir ses gelip uyandırır sonra, “Kalk, yerine yat” der ve insan bu sesin sıcaklığına tutunur. Ve evet, herkes günün birinde yerini bulur.

Şermin Yaşar’dan sağda solda uyuyakalmaktan tutulup kalmış, günün birinde uyanıp yerini bulmuş insanların sıradan ve bir o kadar da olağanüstü öyküleri… (Tanıtım Bülteninden)

Kitabın içinde okuyucuyu bir yandan güldürürken bir yandan da hüzünlendiren 12 adet öykü bulunmaktadır.

Kitabın Konusu:

Çoğu insanın etrafında gördüğü az gelirli, yaşam mücadelesi veren, kendi yalnızlığında yaşayan insanların etrafta konuşulan acı ve tatlı hikayeleri anlatılmaktadır.

Kitabın Özeti:

1- Şans Talih Kader Kısmet

Ömer Besim orta okulu bitirir. Babası onu yatılı liseye vermeyi düşünür. Ömer Besim yatılı okula daha fazla parayla gitmek istemektedir. Bunun için kader kısmet kutusu alarak satmaya başlar.

Başka bir mahallede satış yapmaya çalışan Ömer Besim'in karşısına genç bir kız çıkar. Kız, Ömer Besim'e kutuyu aldığı paranın 2 katını verir. Birlikte kutuyu açmaya başlarlar. Kız babası içeriye girdiğinde Ömer Besim'e iftira atarak kendisini taciz etmeye çalıştığını söyler.

Ömer Besim daha ne olduğunu anlamadan kızın babası Ender Başçavuş gelir. Ömer Besim'i baba evine döve döve götürür. Bunu duyan babası da Ömer Besim'i döver. Ömer Besim'i bir inşaata işçi olarak verirler ve okuldan alırlar.

Ömer Besim'in babası bu olayı hiç unutmaz. Ömer Besim çok geçmeden bu yükün ağırlığıyla askere gider. Ömer Besim askerden geldiğinde amca kızı ile evlendirilir. Ömer Besim evlenince başka şehre taşınır.

Ömer Besim zamanla büyük bir inşaat ustası olur. Ender Başçavuş, Besim ustaya iş için gelir. İlk başta öfke ve kinle dolu olsa da işi yaptıkça duyguları hafifler. Besim usta iş bittikten sonra ailesini de alarak başka bir şehre taşınır.

2- Nokta Nokta Gül

Cevriye, ağlamak demektir. Cevriye teyze ise hayatı boyunca hep ağlamıştır. Eşi tarafından hep şiddet görmüş hiç sevgi görmemiştir. Bir çocuğu olmasını çok istemiş ancak olmamıştır.

Cevriye teyze isminin anlamına bakınca ismini değiştirmeye karar verir. Kardeşleri buna karşı çıksa da kendisi kararlıdır. Mutlu olmak için ismini değiştirmesi gerektiğine inanmaktadır.

Uzun süren aramalar isim aramaları sonucunda adını Gülhayat olarak değiştirir. İsmini değişmesinin ardından eşi tarafından aldatıldığını öğrenir ve boşanır.

Bir süre sonra yeni bir iş bulur, aşık olur ve evlenir. Bu evlilikten çocuğu olur. İsmi ile birlikte yepyeni ve mutlu bir hayata kavuşur. Artık kendi çocuğuna güzel bir isim aramaktadır.

3- Kalk Yerine Yat

Üniversiteden mezun olduktan sonra işsiz ve evsiz kalmıştır. İşsiz olduğu için ona hiç kimse ev vermez. Aramasına rağmen işte bulamamaktadır.

Bir gün Neriman Hanım diye birinden ev kiralar. Neriman Hanım İstanbul'a taşınacağını söyler. Hiçbir eşyasını ve kedilerini götürmeyerek evi kiralar. 2 ay boyunca evde tek yaşamaya başlar. Neriman 2 ay sonra aniden gelir ve ona karısı gibi davranmaya başlar. O artık gitmek istediğini söylediğinde ise Neriman polis çağırır. Neriman kiralar için senet karşılığında onu nezarethaneden çıkartır.

Nezaretteki o gün işe gitmediği için işten de kovulmuştur. Buna tam 1 yıl dayanır. Yeni iş bulup kendini toparlamaya başlamıştır. Kendisini toparlayınca Neriman'dan kaçacaktır.

4- Değerli Emekliler Derneği

Süleyman Bey emekli bürokrattır. Hayatı boyunca ülke ülke dolaşmış, Türkiye'yi çeşitli bakanlarla şehir şehir gezmiştir.

Eviyle çok az ilgilenme imkanı bulmuştur. Ancak şimdi emekli olunca evdeki yaşama alışmakta zorluk çeker. Eşi Nurhan Hanımın başının etini yer. Anılarını eşine anlatma ihtiyacı duymaktadır. Ancak Nurhan hanım buna dayanamaz. En son evlatları babaları Süleyman Bey'e bir dernek açma kararı alırlar.

"Değerli Emekliler Derneği". Süleyman Bey derneği kurduktan bir iki hafta içinde hiç üye bulamaz. Ancak o anılarını anlatmak, emeklilerle oturup sohbet etmek istemektedir. İnsanlara alışveriş çeki, çay vererek üye sayısını artırır. Ancak bu defa da kimse kendisini dinlemez. Bir zaman sonra emekli kişilerin emekli dansöz, akrobat olduklarını da öğrenince iyice hevesi kaçarak derneği kapatır. Süleyman Bey emekliliğe alışmak zorunda kalmıştır.

5- Bordo Palto

Sevgi, küçükken çok yoksulluk çekmiştir. Babası işten çıkarılmıştır. Bir gün tam da bu işsizlik zamanlarında bir yere misafirliğe giderler. Orada yediği kurabiyeden babasına da götürmek ister. Fakat kalan son kurabiyeyi de ev sahibi yemiştir. Buna çok kızan Sevgi çocukluk aklıyla evdeki altın bir saati çalar. Eve döndükten sonra annesi ile babası köye dönmeye karar vermiştir. Bu yüzden sonraki gün Sevgi ile annesi yeniden saat çaldığı kadına borç istemeye gider. Sevgi o gün o saati geri yerine bırakır.

Şimdi ise liseden mezun olduktan sonra çalışmaya başlamıştır. Ev almak için çektiği 10 yıllık ev kredisinin altıncı yılındaydır. Çok pahalı bir mağazada gördüğü bordo paltonun önünde bunları düşünmektedir. Uzunca bir zamandır kendisine bir palto bile alamamıştır. Bordo paltoyu üzerine giyer ve yavaşca mağazadan çıkar. Sonra çalıştığı yere gelir. Kimse o paltoyu çaldığını anlamamıştır.

6- Tıkırtı

Cemile hanım, eşinden genç yaşta boşanmış ve hayatını kızı Gülhan'a adamıştır. Zamanla Gülhan büyür. Gülhan babasına çekmiştir. Sıkıntıya gelemez, hemen kaçar.

Cemile hanım 10 yıldır evden tıkırtılar duymaktadır. Buna çare bulabilmek için çeşit çeşit insanlara başvurmuştur. Polis, kızı Gülhan, belediye başkanının özel kalem müdürü Furkan, büfeci Hakan, yan komşu Mehtap gibi çeşitli insanlar artık kendisinden sıkılmış telefonlarını açmaz olmuşlardır.

Cemile hanım bir gün yürüyüşe çıkmış ama yürüyemediği için erkenden dönmek zorunda kalmıştır. Eve girdiğinde yine aynı tıkırtıları işitir. Bu seferr arayacağı kimsesi yoktur. Eline bir bıçak alrak yatak odasına girer. Gardıropun kapağını açar açmaz komşusu Hilmi Bey'i görür. O anın şaşkınlığı ve korkusuyla bayılır.

Hilmi bey zengin olmasına rağmen kleptomani hastasıdır. 10 yıldır eve gizli bir geçit açmış ve Cemile hanımın evinden hırsızlık yapmaktadır. Ancak bunu anlatsa da kimsenin ona inanacağı yoktur.

7- Şimdi Rahatladık

Kızın babası annesi Ayla'yı çok düşünür. O rahat etsin diye her şeyi yapar. Yemekleri, ütüyü, bulaşıkları, çamaşırı her şeyi kendisi halletmeye çalışır.

Üniversitede felsefe profesörü olan babanın tek hayali eşi Ayla'yı bahçeli bir evde rahat ettirmektir. 4 çocukları vardı. Bu çocuklar zamanla büyür ve evlenir. En küçüğü bir tesisatçıya aşık olur. Ama annesi izin vermeyince babası da annesinin sözünden çıkmaz. Böylece o da sevmediği bir memurla evlenmek zorunda kalır.

Anne ile babanın bahçeli eve geçtiği ilk gece baba kalp krizi geçirerek vefat eder. Bunu fırsat bilen küçük kız eşine boşanma davası açar. Annesinin de dayanılmaz bir baş ağrısı vardır. Doktorlarda bir şey bulamaz. Küçük kızın annesinin yanında kaldığı bir gün İsmail'i çağırır. Böylece bir şeyler yeniden başlamış olur.

8- Haliyle

Nasuh'un seslere dayanamama gibi bir psikolojik rahatsızlığı vardır. Küçükken okulda bile bunun yüzünden zorluk çekmiştir.

Nasuh'un babası bakırcıdır. Babası işi Nasuh'a öğretmek ister. Fakat fazla sese dayanamayan Nasuh dükkana sadece yemek bırakmak için uğrar.

Yine bir gün yemek getirirken yemeği yolda döker ve döktüğünü toplayarak babasının önüne koyar. Buna sinirlenen babası onu dövmeye yeltenince babasının üstüne kaynar su dökerek evden kaçar.

O günden sonra Nasuh bir daha Erzincan'a uğramaz. Şimdi de bir müze de güvenlik görevlisi olarak çalışmaktadır. Çalıştığı müze de anne ve babasına benzeyen heykelleri görerek onlara derdini anlatır. Heykellerle hasretini gidermeye çalışmaktadır.

9- Çöp

Babası küçük yaşta evi terk etmiştir. Abisi ile birlikte para kazanmak için kağıt toplamaya çıkarlar. Bir süre sonra abisi üniversiteyi kazanarak başka bir şehire gider. Tek başına kalır vebaşka bir iş bulur.

Daha sonra mahalleden arkadaşı Rıza'nın babası ölünce onu da razı edip kendi çalıştığı firmayı satın alır. Gece gündüz çalışıp zengin olurlar.

Daha sonra Handan ile evlenir. Kafat evliliği istediği gibi gitmez. Hiçbir zaman mutlu olamaz. Bazı zamanlar hala kağıt toplamaya çıkar ama bunu hiç kimseye söylemez. Karısı kendisine hep bir yabancı gibidir. O da hep mutsuzdur.

10- Amma Oldu Ha

Arif, Almanya'da kalabilmek için Alman bir kadınla evlenir. Ancak ailesi bunu istemez ve Arif'i evlatlıktan red eder.

Memleketi Niğde'den hüzünlü bir şekilde dönerken otogarda ağlayan Rosetta ile karşılaşır. Ona yardım eder. Rosetta, sevdiği adam tarafından ailesi istemediği için terk edilmiştir.

Arif de o sıralarda Almanya'dan kadınlarla Türk erkeklerini evlendirerek vatandaşlık alma işiyle uğraşmaya başlayacaktır. Rosetta, ilk müşterisi olur. Dokuz kez evlenir. Son evliliğini de Arif'in annesi üzülmesin diye düğün ile birlikte Arif ile yapacaktır.

11- Nuri Banyoda

Habibe, çok sert ve çirkef bir kadındır. Bu özelliklerini albay olan babasından almıştır.

Babası ölünce annesi iki oğlunun yanında kalmak ister. Ancak Habibe buna izin vermez. Babasının emekli maaşı istemektedir. Bunun için kocası Nuri'yi anlaşmalı olarak boşar. Babasının emekli maaşının bir kısmını kendi üstüne geçirir.

Ardından annesinin evine yerleşir. Annesini mecburen eve dönmek zorunda bırakır. Habibe herkesi itaati altına aldım derken annesi felç geçirir. Bütün maaş sağlık harcamalarına gitmeye başlar. Bu sırada kocası Nuri de Habibe'den boşanmayı fırsat bilerek başkasıyla evlenir. Habibe hem eşinden hem evinden olmuştur.

12- Orta Refüj

Seher, liseye yeni başlamıştır. Seher'in annesi kardeşi Nilüfer'e hamile kaldığı için Seher okuldan alınır.

Seher büyüdüğünde onu biriyle evlendirirler. Seher evden iyice koparılmıştır. Kardeşi Nilüfer, Seher'in hayatını çalmıştır. Nilüfer okuyup hemşire olmuştur. Ardından bir doktor ile evlenmiştir.

Bir gün baba evinde karşılaştıklarında Nilüfer, Seher'e bir gün eve gel der. Seher gidince de yüz göstermez ve evine bile almaz. Seher çalışırken bunları anımsar. Sonra gül toplamaya devam eder.

15 Aralık 2025 Pazartesi

Kral Kaybederse (Gülseren Budayıcıoğlu) Kitabının Özeti, Konusu ve Kitap Hakkında Bilgi



Kitabın Adı: Kral Kaybederse

Kitabın Yazarı: Gülseren Budayıcıoğlu

Kitap Hakkında Bilgi:

Avına av olan bir avcının hikâyesi...

İnsanoğlu ilk çocukluk yıllarında yaşadıklarından çok etkilenir. Henüz tam ortaya çıkmamış bir heykel gibidir o; hayat da onu ince ince şekillendirmeye çalışan usta bir heykeltıraş... Alır eline keskiyi, usul usul oyar. Ama bazen keskiyi öyle bir savurur ki, bir parça kopuverir ve o parçayı bir daha kimse yerine koyamaz. Kendini hep dorukta görüyor ve asla aşağı düşmeyeceğini sanıyordu. Ama bir gün hayat elindeki keskiyi ona da savuruverdi ve onun da koptu yüreği...

Oysa pek çok kadının gönlüne taht kurmuş bir kraldı o... Uzun süre ne kendi inandı tahttan indiğine, ne de kadınlar. Ama bir şeylerin değiştiğini yine de ilk hisseden kadınlar oldu; ona yıllarca köle gibi itaat eden kadınlar...

Psikiyatrist Dr. Gülseren Budayıcıoğlu Kral Kaybederse romanında, doruklardan aşağı inmeyeceğini sanan bir avcının avına av olup yuvarlanışını, kendini sevilmeyeceğine inandırmış mutsuz bir kadının da trajik hayatı içinde avken nasıl avcı olduğunu anlatıyor. (Tanıtım Bülteninden)

Kitabın Konusu:

Kitap, annesi tarafından narsist ve bağımlı bir birey olan yetiştirilen bir adamın eşi ve başka kadınlarla yaşadıklarını konu alır.

Kitabın Özeti:

Kenan, annesi tarafından kral gibi yetiştirilmiştir. Zengin, yakışıklı, doyumsuz ve şımarık bir adamdır. Eşi Handan’a değer veren biri değildir. Pek çok kadınlarla ilişki yaşamakta ve Handan'ı aldatmaktadır.

Kenan, bir gece kulübünde Fadi adında bir kadınla tanışır ve sevgili olur. Fadi'nin hayatı zorluklarla geçmiştir.Fadi, Kenan’ı çok sever ve eşi Handan'ı bırakacağına inanır.

Kenan, eşi Handan'dan da sevgilisi Fadi’den de vazgeçemez. Bu süre zarfında başka kadınların da peşine düşer.

Fadi, Kenan’ın sadakatinden şüphelenir. Bir gün Kenan'ın evine gider ve orada Kenan’ı eşiyle birlikte görür. Fadi öfkeyle Kenan’a saldırır. Bu olayın ardından Kenan, Fadi’yi artık aramaz fakat onu merak etmeye devam eder.

Fadi, yaşadıklarından sonra psikiyatrist Gülseren Budayıcıoğlu’na gider. Psikiyatriste çocukluk travmalarını anlatır. Fadi, Kenan’dan vazgeçer. İlk kez bir kadın tarafından rededilmek Kenan’ı derinden etkiler.

Kenan da aynı psikiyatriste gitmeye başlar. Kenan’ın işleri bir süre sonra kötüye gitmeye başlar. Kenan işini kaybeder ve maddi sıkıntılar yaşamaya başlar. Eşi Handan da Kenan'ı terk eder.

Kenan, sıkıntılarından kurtulmak için psikiyatristine yalvarır. Bir süre sonra kalp krizi geçirir ve hastaneye yatar. Hastaneden çıktıktan sonra şoförü İsmail’in evine yerleşir. Kenan orada bir süre kaldıktan sonra Handan, Kenan’ı iyi bir huzurevine yerleştirir.

Huzurevi masraflarını ilk zamanlar bir vakıf karşılar. Vakıf daha sonra ödemeyi keser. Fadi devreye girer ve huzurevi masraflarını öder.

Kenan, huzurevinde bahçıvan bir kadınla tanışır. Kadının zor durumdaki oğluna yardım eder. Sonunda bu bahçıvan kadınla evlenir ve onun oğluna bakar. Kenan’ın hayatı ve ruhsal durumu huzurevinde iyileşir. Bir süre sonra ikinci bir kalp krizi geçirerek hayata veda eder.

29 Kasım 2025 Cumartesi

Simit Adası (Nehir Tınaz) Kitabının Özeti, Konusu, Tahlili ve Kitap Hakkında Bilgi


Kitabın Adı: Simit Adası

Kitabın Yazarı: Nehir Tınaz

Kitap Hakkında Bilgi:

İki okulun öğrencileri arasından seçilen iki ekip... Aylardır bu yarışmaya hazırlanıyorlar. Issız bir adada, doğayla baş başa üç ay geçirebilmek. Yarışmayı kazanma arzusu, Zorlu tabiat şartlarıyla mücadele derken gençlerin başına başka dertler açılır. Ormandaki tuzak, sahildeki şırınga... Yoksa adada yalnız değiller mi?... Simit Adası sizi farklı bir maceraya davet ediyor.

Kitabın Konusu:

Kitap, bir yarışma için 4'er kişiden oluşan iki gruba ayrılan 8 çocuğun, ıssız bir adada zorlu doğa koşulları ve aile özlemi çekerek, hem doğayla barışık yaşamanın güzelliğini, hem de yardımlaşma ve dayanışmanın önemini anlatmaktadır.

Kitabın Özeti:

Üzerinde Ali Baba’nın Şatosu, Süleyman’ın Sarayı, Tüten Kayalar, Elmas Göl, Su Kanalı, Büyük Liman, Kurdele Kumsalı, Ballıbayır, Balık Çiftliği, Saatli Meydan, Neşeli Meşelik, Kuş Köyü ve Bataklık gibi pek çok önemli noktanın yer aldığı bir adaya ait kroki bulunur.

İki farklı okulun öğrencileri bir yarışa katılacaklardır. Sekiz izci çocuktan oluşan iki grup, adada yaşam mücadelesi vermek üzere bırakılır. Yarışı kazananlar yurt dışında bir aylık tatil kazanacaktır. 2’şer kız ve 2’şer erkekten oluşan grupların kurayla adanın hangi tarafında kalacakları belirlenir. Yarışa katılan 8 çocuk Süleyman, Çağatay, Ayşe, Azra, Ali, Defne, Türkan ve Yağız’dır.

Yarış 3 ay sürecektir. Yarışma, çocukların zorlu şartlar karşısında doğayla barışık olarak yaşamasını, takım olmayı ve problemlere pratik çözümler bulma becerilerini geliştirmesini amaçlar. Yarışın başında çocuklara bir miktar yiyecek ve az sayıda malzeme verilir. Çocuklar, yarışma boyunca barınma ve beslenme gibi tüm ihtiyaçlarını kendileri karşılayacaktır. Adada herhangi bir yetişkin bulunmayacaktır. Çocukların ada dışındakilerle iletişim kurmaları için grup başkanlarında duran ve ancak ortak kararla kullanılacak telefon ve SIM kart vardır.

Ali ve grup arkadaşları Türkan, Yağız ve Defne barınak konusunda şanslıdırlar. Fakat bu grup suya ulaşma konusunda büyük zorluk yaşarlar.

Süleyman ve grup arkadaşları Çağatay, Azra ve Ayşe ise suya daha kolay ulaşabilmelerine rağmen barınak konusunda sıkıntı çekerler.

İki gruptaki çocuklar da tatil ödülünü kazanmayı çok istemektedirler. Buna rağmen birbirlerine yardım ederler. Böylece her zorluğu hem kendi grupları içindeki dayanışmayla hem de rakip takıma gösterdikleri yardımseverlikle aşarlar.

Çocuklar ada macerası boyunca hem zorlu doğa koşullarıyla mücadele ederler hem de aile özlemi çekerler. Karşılaştıkları tuhaf olaylara rağmen yarışmayı bırakmazlar.

Çocuklardan birinin kaybolan tişörtünün barınaklarına yakın bir yere bırakılması, sahilde içinde sarı ilaç olan şırınga bulması, bahçelerindeki soğanların ve fesleğenlerin koparılıp yere atılması gibi olaylar adada tek başlarına olmadıklarını düşünmelerine neden olur.

Süleyman’ın cesede benzer bir paket bulması ve arkadaşlarından gizli bir şekilde bu paketin gizemini çözmeye çalışırken ayağından rahatsızlanıp bir gece dışarıda kalması endişeleri artırır. Çok endişelenen takım arkadaşları, yarışmayı kaybetmek pahasına Süleyman'ın kaybolduğunu diğer gruba haber verirler. İki grup el ele vererek Süleyman’ı bulup kurtarırlar.

Süleyman’ın kurtulmasının ardından içinde ceset bulunduğunu düşündükleri paketi haber vermek için yarışma komitesini ararlar. Paketi adaya getiren adamlar, daha önce gelerek çocukların korku dolu anlar yaşamalarına sebep olurlar. Yarışma komite üyeleri de adaya ulaşınca çocukları kurtarırlar.

Adaya gelen yabancı adamların tarihi eser kaçakçısı olduğu, paketin içinde ise bir heykel bulunduğu ortaya çıkar. Çocuklar, yarışma komite üyesi Cihan Bey’i adada gezdirerek yaptıkları şeyleri ona gösterirler.

Kızlar kalan son malzemelerle bir yiyecek hazırlarlar. Defne’nin simite benzettiği yiyeceği hep birlikte yerler. Yarıştıkları adanın adını Simit Adası olarak adlandırırlar. Çocuklar adadan ayrılıp sağ salim ailelerine kavuşurlar.

Yarışma sonucu açıklanacaktır, iki grup da kendilerine yaptıkları yardımlardan ötürü ödülün diğer gruba verilmesini ister. Bunun üzerine yarışma yönetim kurulu iki grubu da kazanan ilan eder. Böylece 8 çocuğun hepsi de yurt dışı tatilini kazanır. Tarihi eser kaçakçılarının yakalanmasını sağladıkları için de ekstra 1 haftalık bir tatille ödüllendirilirler. Çocuklar ekstra 1 hafta tatili Simit Adasında hep birlikte geçirmek isterler.

24 Kasım 2025 Pazartesi

Sıfır Kural Sınıfı - Özgürlüğün Sınırları (Ergün Kazanır) Kitabının Özeti, Konusu, Tahlili ve Kitap Hakkında Bilgi


Kitabın Adı: Sıfır Kural Sınıfı - Özgürlüğün Sınırları

Kitabın Yazarı: Ergün Kazanır

Kitap Hakkında Bilgi:

Yiğit ve arkadaşları o sabah sınıfa girdiklerinde bir sürprizle karşılaştılar: Sınıflarında artık hiçbir kural yoktu!
Başta kulağa mükemmel geldi. Kemer yok, sıra yok, sessizlik yok! Tam anlamıyla özgürlük... Ama günler geçtikçe işler değişmeye başladı. Oyunlar bozuldu, sesler yükseldi, arkadaşlıklar sarsıldı.

Kuralsızlık gerçekten özgürlük müydü?
Yiğit ve arkadaşları bu sorunun cevabını ararken hem dostluklarını hem de kuralların anlamını yeniden keşfedecekler.

Eğlenceli, düşündürücü ve sürükleyici bir macera sizi bekliyor! (Tanıtım Bülteninden)

Kitabın Konusu:

Kitap, çocuklara eğitici ve eğlendirici bir dille kurallara uymanın önemini kuralsız bir sınıf ortamı sunarak anlatmaktadır.

Kitabın Özeti:

Yiğit okula gitmek için sabah erkenden uyanır ve hazırlanır. Yiğit ve alesi ev sahibinin oğlu evlendiği için yeni bir eve taşınmışlardır. Yeni evleri de okuluna yakın olduğu için aynı okula devam etmektedir. Yiğit okul servisine binerek okulun yolunu tutar. Servis şöförü Maksut amca emekli bir askerdir. Maksut amca disiplinli biri olarak serviste sıkı sıkı kurallara uyulmasını sağlamaktadır.

Yiğit sınıfa girdiğinde arkadaşı Mustafa ile karşılaşır. Yiğit, Mustafa'ya Yağız'ı sorar. Yağız her zamanki okula henüz gelmemiştir. Yağız öğretmen derse girmeden kısa bir süre önce sınıfa girer.

Öğrenciler sınıfta öğretmenlerine "kurallar neden var" diye sorar. Öğretmen, öğrencilerine "madem öyle bundan sonra hem evde, hem okulda, hem de sosyal hayatımızda sıfır kural uygulayalım" der. Çocuklar öğretmenlerinin bu fikrini sevinerek kabul ederler.

Yiğit ve arkadaşları bu kuralsız hayatı başlangıçta çok severler. Sınıfta istedikleri gibi davranmakta çukalata yemekte, serviste kurallara uymayıp emniyet kemeri takmayıp gürültü yapmakta, sıraya girmeden kuralsız davranmaktadırlar. Herkes bu özgürlük ortamını çok sever.

Yiğit ve arkadaşları çok geçmeden kuralsızlığın özgürlük olmadığını anlamaya başlar. Çünkü kuralsız ortamda birbirleriyle olan ilişkileri ve arkadaşlıkları zarar görmeye başlar. Zamanla bir kaos ortamı oluşmaya başlar.

Yiğit ve arkadaşları birbirleriyle olan dostluklarının önemini ve kuralların gerekliliğini yaşayarak öğrenirler.

9 Kasım 2025 Pazar

Hapı Yuttuk Eczanesi (Mert Arık) Kitabının Özeti, Konusu, Tahlili ve Kitap Hakkında Bilgi


Kitabın Adı: Hapı Yuttuk Eczanesi

Kitabın Yazarı: Mert Arık

Kitap Hakkında Bilgi:

Ödüllü yazar Mert Arık'tan hayal gücünüzü büyüleyecek EFSANE bir macera!

Babaannemizin dünya turuna devam ederken Zeynoş'a bıraktığı şey sadece bir sözlüktü. Peki, Zeynoş bir sözlükle neler yapabilirdi?

Masalların tamir edildiği bir atölye, kahkaha fabrikasında üretilen espriler ve kelimelerle iyileşen kalpler... Zeynoş, kelimelerin muhteşem gücüyle Sarıkayalar Kasabası'nda unutulmaz bir maceraya atılıyor.Bu kitabı elinize aldığınızda bir daha geri bırakamayacaksınız. Haydi, hep birlikte "Kelimeler iyileştirir!" diyelim! (Tanıtım Bülteninden)

Kitabın Konusu:

Kitap, Türkçemizin ne kadar renkli ve zengin olduğunu anlatırken, çocuklara hayal kurmanın, farklı düşünmenin ve yeniden denemenin ne kadar değerli olduğunu anlatıyor.

Kitabın Özeti:

Saat tam olarak 10.24'ü gösterdiğinde Sarıkaylar Kasabası'nda bir korna sesi duyulur. Herkes kahvaltı masasındadır. Gelenin kim olduğunu merak ederler. Evin önünde kocaman masmavi bir karavan durmaktadır. Zeynoş birden babaannem gelmiş diye sevinçle bağırır.

Hepimiz çok mutlu olmuştuk ve hızla dışarı çıktık. Zeynoş'un babaannesi şimdiye kadar 96 ülke gezmişti. Birleşmiş Milletlere göre dünya üzerinde 208 ülke bulunuyormuş. Babaannenin gezmesi gereken daha 112 ülke vardır.

Babaannesi Zeynoş'a dünya turuna devam etmeye başlamadan önce bir sözlük verir. Zeynoş, bu hediyeyi ilk başta anlayamaz ve hayal kırıklığı yaşar. Babaannesinin sıradan bir şey yapmayacağını bildiğinden, sözlük hediye etmesinin bir anlamı olduğunu düşünür.

Zeynoş sözlük sayesinde yeni kelimeler öğrenmenin, kelimeleri doğru kullanmanın ve kendini daha ifade edebilmenin sözlük sayesinde mümkün olduğunu fark eder.

Babaannesine göre, eski masallar bir anlamda eskimiş eşyalar gibidir. Masallar da yenilenmeli, bugünün çocuklarının anlayabileceği bir dile kavuşturulmalıdır. Babaanne teknolojinin de kullanılmasıyla eski masalların yeni nesil için uygun bir dille anlatmayı düşünür.

Sonunda Zeynoş, hediye edilen sözlükten de ilham alarak Hapı Yuttuk Eczanesi’nin kurulması fikrini ortaya atar ve Hapı Yuttuk Eczanesi kurulur. Hapı Yuttuk Eczanesi, kelimeleri şifa olarak sunan bir yerdir.

“Elinizde ne kadar kelime, deyim, atasözü varsa Hapı Yuttuk Eczanesi’ne getirin. Hep birlikte burayı kocaman bir sözlük yapalım. Kelimelerle neler yapabileceğimizi herkese gösterelim. Biz, kelimelerle dünyayı değiştirebileceğimize inanıyoruz! Gelin, dünyayı birlikte değiştirelim.”

5 Kasım 2025 Çarşamba

Yere Yakın Yıldızlara Uzak (Emine Tavuz) Kitabının Özeti, Konusu ve Kitap Hakkında Bilgi


Kitabın Adı: Yere Yakın Yıldızlara Uzak

Kitabın Yazarı: Emine Tavuz

Kitap Hakkında Bilgi:

“Her kalp atışının bir hikâyesi vardı.”

Bestegül her sabah yaptığı gibi, o sabah da okula gitmek için evden ayrıldığında, kaderinin on üç diğer insanla birleşeceğini henüz bilmiyordu. O sabah metroya bindi ve son durağa kadar seyahat etti fakat son duraktan çıkamadı. Onunla beraber diğer on üç kişide metro istasyonunda mahsur kaldı ve o an ortak hikâyelerinin ilk kalp atışı kulakları sağır etmeye başladı.

Enkaz altında mücadele etmeleri gereken şeyler vardı.

Açlık, susuzluk, özlem, keder, hüzün, ölüm...

Kalpleri korkuyla çarparken ansızın aralarından biri öldü ve diğerleri de ilginç sebeplerle onu bir bir takip etti. Tüm bu ölümler kalplerinde ve beyinlerinde derin izler bırakırken, yapabildikleri tek şey enkaz altından kurtarılmayı beklemek oldu.

Şimdi birimiz buradan çıkacak, kurtulacak. Çekildiğimiz fotoğrafları alıp bir çerçeveye koyacak, çerçeveyi bir duvara asacak, geçip karşısına bizi izleyecek. Zaman o anda donacak. Şimdi birimiz sağ kalacak ama solu ölmüş olacak. Birimiz, birimizin duvarına asılmış bir çerçevenin içinde yaşlanacağız. Birimiz için şarkı bitecek, fakat her ikimiz de dans etmeyi bırakacağız.

Anlıyor musun?
Anlamıyorsun.
Çünkü beni duymayı bıraktın.
Zaten, ben de konuşmayı... (Tanıtım Bülteninden)

Kitabın Konusu:

Kitap, bir kaza sonrası enkaz altında kalan kişilerin yaşadıkları zorlukları ve iki genç arasındaki duygusal yakınlaşmayı anlatmaktadır.

Kitabın Özeti:

Bestegül 16 yaşında bir kız çocuğudur. Hayatında büyük beklentileri olmayan, içine kapanık bir kişiliği vardır. Ailesiyle beraber İstabul'da yaşamaktadırlar.

Bestegül okula gitmek için metroya biner. Her şey olağan görünmektedir. Birden metro tünelinde meydana gelen bir kaza sonucu metro vagonu enkaz altında kalır. Bestegül’ün de aralarında bulunduğu 14 kişi tünel enkazında mahsur kalır.

Hayatta kalan 14 kişi, farklı yaşlardan ve mesleklerden kişilerdir. Yaşlı bir adam olan İhsan Amca, emekli bir öğretmendir. Genç bir hemşire olan Zeynep, mesleği icabı yaralılara yardım etmeye çalışır. Oğuz ise bir üniversite öğrencisidir.

Kazanın ilk saatlerinde herkes panik içindedir. Zaman ilerledikçe açlık, susuzluk ve oksijen azlığı gibi zorluklar baş gösterir. Kurtarma ekiplerinin sesleri duyulmaya başlar. Enkazın derinliği ve çeşitli zorluklar nedeniyle yardım bir türlü ulaşamaz.

Zaman ilerledikçe bazı kişiler bu duruma daynamaz. İlk ölen kişi kalp rahatsızlığı olan bir iş adamıdır. Bu ölüm kazazedeler arasında korkuya neden olur. Sonrasında yaralı bir kadın kan kaybından ölür. Her ölüm geride kalanlarda farklı duygular uyandırır. Kimi yaşadıklarına isyan eder, kimi dua eder, kimi ise sessizce ağlar.

Bestegül, bu süreçte hem kendi korkularıyla yüzleşirken Oğuz’la da yakınlaşır. Oğuz, 19 yaşında, sakin ve düşünceli bir gençtir. Bestegül’ün en büyük destekçisi Oğuz olur. Birlikte sohbet ederek birbirlerine hayallerinden bahsederler.

Zaman ilerledikçe kazazedeler birer birer azalır. İhsan Amca, torununun adını sayıklayarak ölür. Zeynep, bir yaralıyı kurtarmaya çalışırken kendi yarasını ihmal eder ve yaşamını yitirir. Oğuz, enkazın bir yerinde sıkışan bir çocuğu kurtarmaya çalışırken üzerine düşen bir beton parçası yüzünden ağır yaralanır ve Bestegül’ün kollarında ölür.

Kurtarma ekipleri bir süre sonra enkaza ulaşır. Kazadan sadece Bestegül, bir lise öğrencisi olan Mert ve orta yaşlı bir kadın olan Ayşe kurtulur.

Mobius (Adam Fawer) Kitabının Özeti, Konusu ve Kitap Hakkında Bilgi

Kitabın Adı: Mobius Kitabın Yazarı: Adam Fawer Kitap Hakkında Bilgi: Bir cümle hayatını kurtarabilir. Gelecekten geliyorsa. Üstelik kendi...