4 Mart 2026 Çarşamba

Top Yutan Ormanı (Caner Sarıoğlu) Kitabının Özeti, Konusu ve Kitap Hakkında Bilgi

Kitabın Adı: Top Yutan Ormanı

Kitabın Yazarı: Caner Sarıoğlu

Kitap Hakkında Bilgi:

Emre için sıradan bir mahalle maçı, ansızın nefes kesen bir maceraya dönüşür. Sevdiği topu "Kırmızı Yıldız", kasabadaki gizemli ormana doğru yuvarlanınca, Emre yıllardır fısıltıyla anlatılan "Top Yutan Ormanı" efsanesinin peşine düşer.
Ormanın derinlikleri; cesareti sınayan gölgeler, arkadaşlığı güçlendiren sırlar ve inanmayı bilenlere açılan gizli yollarla doludur. Emre, her adımda hem kendi korkularının sesini hem de ormanın gerçeklerini duymaya başlar...
Cesaretin adım adım büyüdüğü eğlenceli ve bir o kadar da şaşırtıcı oalylar etrafında herkes kendinden bir şeyler bulacak.
EN ÇOK DA TOPLARINI KAYBEDENLER...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabın Konusu:

Kitap, çocukların toplarını ormanda ararken macera, gizem, arkadaşlık, cesaret ve heyecanla yaşananları anlatmaktadır.

Kitabın Özeti:

Emre ve arkadaşları aralarında maç yapmaktadır. Emre'nin Kırmızı Yıldız adını verdiği top ile maçın en kritik anında bir penaltı kullanılacaktır. Emre topu Kırmızı Yıldızı üç ay para biriktirerek almıştır. Elif kendini kaptırmış maçın spikerliğini yapmaktadır. Emre penaltıyı kullanmak üzeredir. Rakip takımın kaptanı Burak, Emre'ye "atamassınki" diye bağırmaktadır.

Emre gol hayali ile topa vurur ancak Kırmızı Yıldız kale üst direğinin milim üzerinden havalanarak ormana girer. Bu ormanın adı Top Yutan Ormanıdır. Bu ormanın derinliklerine kaçan topun bir daha geri dönmeyeceğine inanmaktadırlar. Bu durum artık kasabada efsane haline gelmiştir.

Emre hemen ormana kaçmadan yakalamak için topun peşinden koşar ama nafile top ormana kaçmıştır artık. Arkadaşları "boşver, sağlık olsun, yenisini alırsın" der. Burak ve arkadaşları bu duruma gülmektedir. Emre eve gider geceyi zor geçirir sabah erkenden ormana girer ve Kırmızı Yıldızı aramaya başlar.

Emre ormana girer girmez sesler duymaya başlar. Emre, korku ve heyecan ile kimsenin cesaret edip yaklaşamadığı o efsanevi ormanın derinliklerine doğru ilerlemeye başlar. Emre, ormanda topunu ararken her adımda korkuları ile yüzleşip biraz daha büyür.

Orman Emre'nin beklediği gibi korkutucu bir canavarla dolu değildir. Emre, ormanda doğanın kendi döngüsüyle, yardımlaşmayla ve topunu geri almak yerine onu paylaşmanın getirdiği mutlulukla karşılaşır. Orman, aslında bir top yutucu değildir. Orman çocukların oyunlarını kendi ekosistemine dahil eden yaşayan bir canlı gibidir.

3 Mart 2026 Salı

Şifayı Kaptık Hastanesi (Mert Arık) Kitap Sınavı Yazılı Test Soruları ve Cevap Anahtarı



Kitabın Adı: Şifayı Kaptık Hastanesi

Kitabın Yazarı: Mert Arık

Şifayı Kaptık Hastanesi (Mert Arık) Kitap Sınavı Yazılı Test Soruları ve Cevap Anahtarı

1- Ezgi'nin babası babaannenin geldiği sabah ne yapmaktadır?

a- Tamirat yapıyor
b- Temizlik yapıyor
c- Menemen yapıyor
d- Kitap okuyor

2- Ezgi'nin babaannesinin geldiği balon ne renktir?

a- Kırmızı
b- Mavi
c- Yeşil
d- Sarı

3- Ezgi'nin babaannesi balonla nasıl gelmiştir?

a- Evin çatısına inmiştir
b- Sokağa inmiştir
c- Ağaçların üstüne inmiştir
d- Parka inmiştir

4- Ezgi'nin babaannesi torununa nasıl seslenmektedir?

a- Canım
b- Bozayım
c- Kurbağıcık
d- Kuzubalığım

5- Babaanne SÜÜÜÜÜÜÜÜV hareketini nerede görmüşütür?

a- Arabistan
b- Japonya
c- Brezilya
d- Norveç

6- Kitaba göre "Güzel Atlar Diyarı" neresidir?

a- Mısır
b- Sahra Çölü
c- Kapadokya
d- Everest

7- Ezgi'nin babaannesi kaç ülke gezmiştir?

a- 152
b- 162
c- 172
d- 182

8- Ezgi'nin babaannesi gezdiği ülkelerden sonra dünyayı neye benzetmeye başlamıştır?

a- Topa benzetmiştir
b- Karpuza benzetmiştir
c- Koca bir kitaba benzetmiştir
d- Topaça benzetmiştir

9- Ezgi'nin babaannesi Zeynoş'a hediye olarak ne getirmiştir?

a- Kırmızı kitap
b- Yeşil çiçekler
c- Sarı araba
d- Pembe ahtapot

10- Ezgi'nin babaannesinin espirili bilmecelerinden "Adında en çok u farfi bulunan şehir neresidir?" sorusunun cevabı nedir? 

a- Urfa
b- Bolu
c- Kastamonu
d- Bursa

11- Ezgi kurduğu hastaneye ne ad vermiştir?

a- Şifayı Kaptık Hastanesi
b- Hapı Yuttuk Hastanesi
c- Sağlıklı Olalım Hastanesi
d- Hemen İyileşelim Hastanesi

12- Kitaba göre bir ağaçdalı ile hangisi yapılamaz?

a- Gitar
b- Raket
c- At
d- Hamburger

13- Kitaba göre dünyayı ne döndürmektedir?

a- Hayal gücü
b- Yerçekimi
c- Yıldızlar
d- Güneş

14- Aşağıdakilerden hangisi efsane çorap modellerinden biri değildir?

a- Hoş kokulu çoraplar
b- Ter kokulu çoraplar
c- Dans eden çoraplar
d- Farklı çift çoraplar

15- Ezgi'nin babaannesine göre şifa nerededir?

a- Şifa gezmektedir
b- Şifa yemektedir
c- Şifa aramaktadır
d- Şifa oynamaktadır

Cevap Anahtarı

1-c        2-b        3-a        4-d        5-a
6-c        7-b        8-c        9-d        10-b
11-a      12-d      13-a      14-b      15-c

Şifayı Kaptık Hastanesi (Mert Arık) Kitabının Özeti, Konusu ve Kitap Hakkında Bilgi

Kitabın Adı: Şifayı Kaptık Hastanesi

Kitabın Yazarı: Mert Arık

Kitap Hakkında Bilgi:

SÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜV!
Türkiye’de milyonlarca çocuğa kitap okumayı sevdiren Mert Arık'tan yine MUHTEŞEM bir macera!
Babaannemizin dünya turuna devam ederken Ezgiş'e bıraktığı şey sadece bir ağaç dalıydı. Peki, Ezgiş bir ağaç dalıyla neler yapabilirdi?
Babaannemizin açtığı birbirinden ilginç kurslar, Çorabını Kaybedenler Derneği’nde üretilen çeşit çeşit çoraplar ve bir dalla yeşeren umutlar... Ezgiş, babaannesinden aldığı ilhamla Sarıkayalar Kasabası'nda eğlence dolu bir maceraya atılıyor.
Yine çok konuşulacak, yine satış rekorları kıracak bir macera! Haydi, hep birlikte "Ararsak bulabiliriz. Şifa aramaktadır.” diyelim!
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabın Konusu:

Bir babaannenin torununa verdiği dal parçası ile neler yapılabileceğini sorgulatırken çocukların hayal dünyasını geliştiren süprizlerle ve macerayla dolu bir kitap.

Kitabın Özeti:

Pazar sabahı Ezgi'nin babası menemen yapmaktadır. Evde soğanlı mı soğansız mı tartışması esnasında çatıdan güüm diye bir ses gelir. Çatıdan gelen sesler evdeki herkesi telaşlandırır. Dışarı çıktıklarında gözlerine inanamazlar. Ezgi'nin babaannesi mavi renk bir balon ile evin çatısına inmiştir. Babaannesi kuzubalığım diye seslenir.

Ezgi ve babaannesi sevinçle birbirlerine sarılırlar, babaannesi sevinçle SÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜÜV! hareketi çeker. Bunu Arabistanı gezerken ünlü bir futbolcudan görmüştür.

Banaanne gelir gelmez espirilerine başlar;
İnekler neden uzaya gönderilmez? Samanyolunu yemesinler diye.
Adında en çok u farfi bulunan şehir neresidir? Bolu
Bir erik çöpe atılırsa ne olur? Teleferik
Siviller hangi dili konuşur? Sivilce
Bu espirilerden sonra herkes kahkayı patlatır.

Babaanne güzel atlar diyarı Kapadokya'dan gelmiştir. Babaanne, Tibet, Sahra Çölü, Everest, Brezilya karnavalı, Japonya, Norveç, Mısır, Antarktika dahil 162 ülke gezmiştir. Babaanne "kuzu balıklarım 162 ülke gezdim ve anladım ki dünya koca bir kitap gibidir" der. "Şöyle düşünün, her ülke ayrı bir sayfa..."

Babaanne hediye olarak Frankfurt'tan pembe bir oyuncak ahtapot Zeynoş'a, oyuncak bir gondol ise Elo'ya getirmiştir. Ezgiş'e bıraktığı şey sadece bir ağaç dalıdır. Peki Ezgi bu ağaç dalı ile ne yapacaktır?

Birbirinden ilginç kurslar açılır. Çorabını Kaybedenler Derneği’nde çeşit çeşit çoraplar üretilir. Ezgiş, Sarıkayalar Kasabası'nda eğlence dolu bir maceraya atılır.

Masumiyet Müzesi (Orhan Pamuk) Kitabının Özeti, Konusu ve Kitap Hakkında Bilgi



Kitabın Adı: Masumiyet Müzesi

Kitabın Yazarı: Orhan Pamuk

Kitap Hakkında Bilgi:

Nobel Ödüllü yazar Orhan Pamuk’un kitabı Masumuyet Müzesi, 2008 yılında yayımlanmıştır. Orhan Pamuk, kitabı kızı Rüya’ya ithaf etmiştir. Yazar bu kitabı on yıllık çalışma sonucunda oluşturduğu bilinmektedir.

Kitap New York Times tarafından “2009 Yılının En İyi Kitapları” listesinde yer almaktadır.

Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesi’ni yayımladıktan sonra 2012 yılında bu romandan esinlenerek romanla aynı adı taşıyan müzeyi hayata geçirmiştir. Müze, İstanbul’da kurulan ilk şehir müzesidir.

Müzede İstanbul’da yaşanan, 1970’li yıllardan 2000’li yıllara kadar uzanan bir aşk hikayesinin anlatıldığı objelerin yanı sıra 1950’li yıllarından itibaren gündelik hayatımızda kullanılan pek çok sayıda obje yer almaktadır.

Masumuyet Müzesi 2014 senesinde Avrupa Müze Forumu tarafından “Avrupa Yılın Müze Ödülü”ne layık görülmüştür. Kitap, aynı zamanda “Hatıraların Masumuyeti” ismiyle beyazperdeye uyarlanarak Venedik Film Festivali’nde izleyicilerle buluşmuştur.

Kitapta 1 kişilik masumiyet müze giriş davetiyesi bulunmaktadır.

“Hayatımın en mutlu ânıymış, bilmiyordum.”

Nobel ödüllü büyük yazarımız Orhan Pamuk’un harikulade aşk romanı bu sözlerle başlıyor…

1975’te bir bahar günü başlayıp günümüze kadar gelen, İstanbullu zengin çocuğu Kemal ile uzak ve yoksul akrabası Füsun’un hikâyesi: Hızı, hareketi, olaylarının ve kahramanlarının zenginliği, mizah duygusu ve insan ruhunun derinliklerindeki fırtınaları hissettirme gücüyle, “Masumiyet Müzesi”, elinizden bırakamayacağınız ve yeniden okuyacağınız kitaplardan biri olacak.

Masumiyet Müzesi’ni okurken yalnız aşk hakkında değil, evlilik, arkadaşlık, cinsellik, tutku, aile ve mutluluk hakkındaki bütün düşüncelerinizin derinden etkilendiğini ve kitabın rengârenk dünyasından hiç ayrılmak istemediğinizi göreceksiniz.

Romanı yazdıktan dört yıl sonra, 2012’de, Pamuk romanıyla aynı adlı müzeyi Çukurcuma’da açtı. Şimdiye dek on binlerce ziyaretçinin gezdiği müze için ünlü sanat tarihçisi Simon Schama, “Financial Times” gazetesine yazdığı yazıda, “Dünyadaki en güçlü, en güzel, en insanî ve en etkileyici çağdaş sanat eseri,” diye yazdı. “Aynı zamanda hem şiir hem karamizah gibi; hem zarif ve şefkatle dolu, hem de kutu kutu, vitrin vitrin, estetik olarak muhteşem.”
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabın Konusu:

Bir aşk öyküsü üzerinden İstanbul'un Cumhuriyet'ten sonraki modernleşme süreci ve sosyetenin batılılaşma sürecinde yaşadıkları anlatılmaktadır.

Kitabın Özeti:

Kemal, zengin bir aileye mensuptur ve aile şirketinde yöneticilik yapmaktadır. Oldukça yakışıklı genç biridir. Kemal, Sibel adında Fransa'da eğitim almış, kültürlü ve güzel genç bir kadınla nişanlanma aşamasındadır. Kemal ve sibel aynı çevrenin insanlarıdır.

Kemal, nişanlısı Sibel için çanta almak için geldiği Şanzelize Butik'de uzaktan akrabası olan Füsun ile karşılaşır. Füsun, 18 yaşında güzelliğiyle ışık saçan genç bir kızdır. Füsun'un güzellik yarışmasına katıldığı haberi duyulur. Kemal ve Füsun çocukluk yıllarında beraber zaman geçirmişlerdir. Fakat uzun zamandır bu karşılaşmaya kadar birbilerini görmemişlerdir.

Kemal, çeşitli bahanelerle butiğe uğrar ve üniversite sınavına hazırlanan Füsun'a matematik çalıştırmayı teklif eder. Füsun teklifi kabul ede ve aylar boyunca aşklarını yaşayacakları Merhamet Apartmanında buluşurlar. Her gün matematik çalışmak maksadıyla buluşurlar ancak bu buluşmalar şehvete esir düşer.

Kemal hala sevgilisi Sibel'den ayrılmamıştır. Nişan hazırlıkları hala devam etmektedir. Kemal, Sibel gibi kültürlü bir eşe sahip olup çoluk çocuğa karışıp aile hayatı süreceği ve Füsun ile görüşmeye devam edeceğini düşündüğü için oldukça mutludur. Sonunda olacakları bir türlü düşünmemektedir. Kemal nişan günü de Füsun ile Merhamet Apatmanında buluşur.

Kemal nişan sırasında kalabalığın içinde Füsun'u görür. Füsun güzeldir ve kalabalığın içinde hemen fark edilmektedir. Kemal gözlerini Füsun'dan ayıramaz. Füsun, şirkete yeni gelen genç müdür Kenan ve yazar Orhan Bey ile dans eder. Kendisine gelen sayısız dans teklifini de geri çevirir. Kemal çok kıskanır ve bir yolunu bulup Füsun ile dans eder. Ertesi gün yapılacak üniversite sınavından sonra Merhamet Apartmanında buluşmak için anlaşırlar.

Kemal buluşma saatinde Merhamet Apartmanına gider fakat Füsun zaman ilerlemesine rağmen gelmez. Sonraki günlerde de Kemal Merhamet Apartmanına gitmeye devam eder. Saatlerce zaman geçirerek Füsun'a olan özlemini gidermeye çalışır. Füsun'un ailesiyle yaşadığı yere gittiğinde evin boş olduğunu görür.

Kemal, yıllarca aramasına rağmen Füsun'dan tek bir iz bulamaz. Depresyona girer ve bu durum herkes tarafından fark edilmektedir. Sibel de durumu fark eder ve tüm iyi niyetiyle Kemal'in yanında olmaya çalışır. Sibel bu durumun bir gün geçeceğine hem kendini hem de Kemal'i inandırmaya çalışır.

Hoş karşılanmamasına rağmen Kemal durumu düzelene kadar Sibel'in ailesinin yalısına taşınarak bütün kışı orada geçirirler. Kemal hala Merhamet Apartmanına gidip Füsun'un eşyalarına sarılmaktadır. Sonunda Kemal'in düzeleceğine olan inancı kaybeden Sibel yüzüğü göndererek Kemal'i terk eder.

Kemal, Füsun'un izini bulur ve hemen Füsun'un mektubunda belirttiği eve gider. Kemal oraya gidince Füsun'u ailesinden isteyerek hayatlarının geri kalanını beraber geçireceklerine inanmıştır. Kemalt eve gittiğinde Füsun'un evlendiğini öğrenir. Füsun'un annesi kızının mutlu olmadığını düşünmekte ve damadından da pek de memnun değildir.

Kemal, Füsun'un güvenini geri kazanmak için Çukurcuma'ya yerleşir. Tam 8 yıl bir aile dostları olarak Füsun'un ailesi ve kocasıyla yaşadığı eve gider gelir. Babasının ölümü sonrasında Füsun, Kemal ile evlenmeyi kabul eder. Yurtdışına çıkıp hayallerini gerçekleştirmek isterler. Bu hayali gerçekleştirecekleri sabah Füsun, Kemal'in de içinde olduğu arabayla kaza yapar. Füsun, arabayı adeta intihar edercesine sürdüğü bu kazada hayatını kaybeder.

Kemal, Merhamet Apartmanındaki eşyalar ile Füsun'un yaşadığı evdeki eşyaları ev ile birlikte müzeye çevirmeye karar verir. Kemal, hikayesini anlatmak için yazar Orhan'a başvurur. Orhan, Füsun ile Kemal ve Sibel'in nişanında tanışmıştır. Füsun'dan etkilenmiş yazar Orhan için bu hikayeyi yazmak çok kolay olacaktır.

23 Şubat 2026 Pazartesi

Türkiye'de Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Elektrik Enerjisi Üretim Oranı Yüzde 62,5'e Yükseldi


Türkiye'de Yenilenebilir Enerji Kaynaklarından Elektrik Enerjisi Üretim Oranı Yüzde 62,5'e Yükseldi.

Türkiye’nin elektrik kurulu gücü, 2026 yılı ocak ayı sonu itibariyle 123.284 megavata yükseldi. Güneş enerjisi ve rüzgar kurulu gücünün toplam olaeak 2026 yılı ocak ayında %33’lük pay ile 40.689 megavata çıktı.

Yenilenebilir enerji kaynaklarından üretimdeki kurulu güç payı da yükseldi. Toplam elektrik kurulu gücünün %62,5’ine karşılık gelen 77.114 megavatlık kısmını yenilenebilir enerji kaynakları oluşturdu.

2026 yılı ocak ayı sonu itibariyle elektrik kurulu gücünde güneş enerjisinin payı 25.827 megavat ile %20,9’a çıktı. Rüzgar enerjisinin payı ise 14.862 megavata yükselerek %12,1’lik paya sahip oldu. Güneş enerjisi ve rüzgar enerjisi kurulu gücünün toplamı ise 2026 yılı ocak ayında %33 pay ile 40.689 megavata yükseldi.

31 OCAK 2026 TARİHİ İTİBARİYLE TÜRKİYE'DE ELEKTRİK KURULU GÜCÜNÜN KAYNAKLARA GÖRE DAĞILIMI

KAYNAK

KURULU
GÜÇ (MW)

PAY (%)

Hidroelektrik

32.324

26,2

Güneş

25.827

20,9

Doğal Gaz

24.165

19,6

Rüzgâr

14.862

12,1

Yerli Kömür

11.550

9,4

İthal Kömür

10.456

8,5

Biyokütle

2.341

1,9

Jeotermal

1.759

1,4

TOPLAM

123.284

100

14 Şubat 2026 Cumartesi

Hamnet (Maggie O'Farrell) Kitabının Özeti, Konusu ve Kitap Hakkında Bilgi

Kitabın Adı: Hamnet

KitabınYazarı: Maggie O'Farrell

Kitap Hakkında Bilgi:

2020 WOMEN’S PRIZE FOR FICTION ÖDÜLÜ
2020 AMERİKAN ULUSAL KİTAP ELEŞTİRMENLERİ BİRLİĞİ ÖDÜLÜ
YILIN EN İYİ KİTABI seçkilerinde:
NEW YORK TIMES • WATERSTONES • BILL GATES KİTAP KULÜBÜ

1500’lü yılların sonu... Londra’nın doğusundaki bir kasabada yaşayan Hamnet adında bir oğlan, telaşla merdivenden iniyor. Ateşler içinde yatan ikiz kardeşine yardım edecek birini bulması gerek.

Anne oradan iki kilometre uzakta, arı kovanlarının başında, bu bereketli canlıların neden huzursuzlandığını anlamaya çalışıyor. O an bilmese de ömrünün geri kalanı, asıl kendi içinde aniden oluşan huzursuzluğa kulak verip de eve gitseydi yaşananları değiştirip değiştiremeyeceğini merak ederek geçecek. Hamnet’ın duyulmayan haykırışı, annenin ömür boyu dönüp durduğu bir an olarak kalacak.

Baba günlerce, haftalarca, kilometrelerce uzak. Oğlu var gücüyle bağırsa bile duyamaz. Tiyatrosuyla şehir şehir gezip alkış tufanları yaratan oyunlarını sergiliyor. Yıllar sonra kalemini kendi acısından daldıracak mürekkebe. Ve yüzyıllar boyu dillerden düşmeyecek bir oyun yazacak: Hamlet.

Maggie O’Farrell, tarihsel gerçeklerden beslenerek yazdığı bu olağanüstü romanda bir anne babanın en büyük korkusunu odağına alıyor. Yıllardır nasıl biri olduğunu anlamak için kelimeleri tek tek incelenen Shakespeare’in en büyük acısına bambaşka bir gözle, biyografilerde sadece bir isimden ibaret olan annenin pişmanlıklarıyla, acılarıyla, korkularıyla yaklaşıyor ve dört yüz yıldan eski bir hikâyeyi okurun yüreğine modern bir klasik olarak hediye ediyor.(Tanıtım Bülteninden)

Kitabın Konusu:

Kitap, Shakespeare ailesinin çocuklarını kaybetmesinin üzüntü ve etkilerini 16. yüzyıl İngiltere’sini de anlatarak konu edinmiştir.

Kitabın Özeti:

Zaman 1500’lü yılların sonlarıdır. Shakespeare ailesi Londra'nın doğusunda bir kasabada yaşamaktadır. Ailenin ikizleri Hamnet'in ikiz kardeşi Judith aniden hastalanmıştır. Hamnet evde yalnızdır ve yardım için annesi ve büyükannesini arar. Hamnet'in annesi Agnes'in hastalıkları sezebilme yeteneği vardır. Fakat Agnes'in bu yeteneği oğlunun ölümünü engelleyemez.

İkiz kardeşini kurtarmak isteyen Hamnet, ikizi Judith’in yerine geçerek ölümü kandırmak ister. Bu olayın sonunda hayatını kaybeden kişi Hamnet olur. Hamnet’in ölümü, aileyi derinden etkiler ve derin bir yas içinde bırakır.

Agnes içine kapanır, baba Shakespeare acısını içinde yaşayarak daha fazla tiyatroya yönelir. Baba Shakespeare tiyatrosuyla beraber şehir şehir gezip oyunlar sergilemektedir. Judith suçluluk duygusu içindedir. Ailenin büyük çocuğu Susanna ailenin sorumluluklarını üstlenir.

Yıllar sonra anne Agnes, Londra’da Hamlet adlı oyunun sahnelendiğini öğrenir. Oğlunun adı bir tiyatro eserinde yaşamaktadır. Bu, onun için bir teselli kaynağı olur. Kocasının oğlunun yasını sanat yoluyla yaşadığını görerek ona yeniden yaklaşır.

11 Ocak 2026 Pazar

Cervantes, Kılıç Ali Paşa ve Mimar Sinan Aynı Camide Nasıl Buluşur?


Cervantes, Kılıç Ali Paşa ve Mimar Sinan Aynı Camide Nasıl Buluşur?

1500'lü yıllarda İtalyan bir aile henüz 11 yaşındaki oğullarını papaz okuluna göndermek isterler. Ancak bulundukları yerde bir papaz okulu yoktur.

Çocuklarını denizyolu ile Napoli’deki papaz okuluna göndermeye karar verirler. Çocuk Müslüman denizcilere esir düşer ve Osmanlı topraklarına getirilir. Osmanlı’nın en ünlü denizcisi Barbaros Hayreddin Paşa çocuğu tesadüfen görür. Çocukla biraz sohbet ettikten sonra çocuğun zekâsına hayran kalarak onu yanına alır ve yetiştirmeye başlar.

Barbaros Hayreddin Paşa çocuğun ismini Ali koyar. O çocuk büyür ve Osmanlı donanmasını modern hale getirip sayısız deniz zaferi kazanan, denizlerin tek hakimi denilen Kılıç Ali Paşa olur. 11 yaşında papaz olmak için yola çıkan bir çocuk, vatandaşı bile olmadığı bir ülkenin donanma komutanı olurak tarihe geçer.

Müslüman olan Kılıç Ali Paşa büyük bir deniz zaferinden sonra bir cami yaptırmaya karar verir. Kendisi de bir zamanlar esir olduğu için esirlere çok iyi davranmaktadır. Caminin inşaatında esirleri de çalıştırmaya karar verir. Seçtiği esirlerin içinde dünyaca ünlü Don Kişot romanının yazarı Cervantes de vardır.

Cervantes 22 yaşında iken İspanya’da yaralamalı bir kavgaya karışır. Mahkemece sağ elinin kesilmesine karar verilince kaçarak İtalya’ya gelir. O sıralar İtalya’da Osmanlı’ya karşı savaşacak Haçlı Ordusuna asker toplanmaktadır. Açlık ve sefaletten iyidir diye düşünerek Haçlı ordusuna katılır.

Sağ elini kurtarmak için ülkesinden kaçan Cervantes, Osmanlı’ya karşı savaştıkları İnebahtı Deniz Savaşı’nda sol elini kaybeder. Ülkesine dönmeye karar verir. Dönüş yolunda Türk korsanlara esir düşer ve Osmanlı topraklarına getirilir. Kader onları bir zamanlar kendisi gibi esir olan Kılıç Ali Paşa ile karşılaştırır.

Cervantes, Kılıç Ali Paşa’nın emriyle Kılıç Ali Paşa camiinin inşaatında amele olarak çalışır. Üstelik caminin mimamarı olan Mimar Sinan’ın emri altında. Cervantes, 5 yıllık esirlik hayatını ailesinin gerekli fidyeyi ödemesi ile sona erdirir ve ülkesine döner. Ülkesine döndükten sonra dünya edebiyatının başyapıtları arasında yer alan, modern romanın ilk örneği sayılan Don Kişot’u yazar.

Top Yutan Ormanı (Caner Sarıoğlu) Kitabının Özeti, Konusu ve Kitap Hakkında Bilgi

Kitabın Adı: Top Yutan Ormanı Kitabın Yazarı: Caner Sarıoğlu Kitap Hakkında Bilgi: Emre için sıradan bir mahalle maçı, ansızın nefes kesen...