14 Ocak 2024 Pazar

Bir Mikrobun Günlüğünden (Sara Gündüz Özeren) Kitabını Özeti, Konusu ve Kitap Hakkında Bilgi


Kitabın Adı: Bir Mikrobun Günlüğünden

Kitabın Yazarı: Sara Gündüz Özeren

Kitap Hakkında Bilgi:

Bugün kaç kişi çevresindeki insanların hayatını hiçe sayarak yere tükürüyor?
Bu gün kaç kişi hiç hak etmediği hâlde başkalarının saçtığı mikroplarla hasta oluyor?
Medeniyet, tüten fabrika bacalarında uzayıp giden asfalt yollarda, yüksek ve lüks binalarda değil, küçük ayrıntılardadır.
Bu kitapta saygısızca yere tüküren bir adamdan havaya karışan bir verem mikrobunun, dikkatsizce yıkamadan yediği meyveyle Ahmet'in vücuduna girmesini ve onun vücudunda verem imparatorluğunu ilan edinceye kadar yıllarca mücadelesini mikrobun ağzından okuyacaksınız.
Vücudun şehrinde gezinti yaparken bir yandan vücut organlarımız arasındaki harika dengeyi ve muhteşem yaratılmış sistemi keşfederken, bir yandan da mikroplarla savaşan Ahmet'in ibret dolu hayat hikâyesine tanık olacaksınız.

Kitabın Konusu:

Kitap, günlük yaşamda yapılan bir hata sonucu bir mikrobun insan vücuduna girmesini, çoğalacak ortamı bulmasını ve içinde bulunduğu kişiyi nasıl hasta ettiğini anlatmaktadır.

Kitabın Özeti:

Verem mikrobu olarak da bilinen Koch Basili, kısa boylu bir adamın boğazını temizleyip yere tükürmesiyle havaya karışır. Koch Basili esen rüzgarla bir pazarda üzüm salkımının üstüne konar. Üzümü pazarda bir kadın satın alıp evine getirir. Üzüm henüz yıkanmadan kadının oğlu iki üzüm tanesini ağzına atar. Bu tanelerle verem mikrobu Koch Basili, Ahmet’in vücuduna girer. 

Koch Basili, önce sindirim sitemine sonra da kana karışarak Ahmet'in vücudunun her organı gezer. Kendisi için en uygun yerin akciğerler olduğuna kanaat getiren Koch Basili buraya yerleşir. Ahmet annesi gibi titizdir ve kendine çok iyi bakmaktadır. Bu nedenle Koch Basili üremek için henüz uygun zaman bulmamıştır. Koch Basili, Ahmet’in zayıf ve güçsüz bir anını beklemek zorunda kalır. 

Koch Basili, Ahmet'in vücudunu tamamen işgal etmeden önce birkaç kez bölünerek kendine bir kesecik oluşturur. Bu kesecik içinde uykuya çekilir. Aradan geçen yıllarda Ahmet liseyi bitirir. Üniversiteyi kazanır ve okumak için başka bir şehre gider. Ahmet burada kendine eskisi gibi bakamaz. Yanlış arkadaşlar nedeniyle kötü alışkanlıklar da edinir. Ahmet'in vücudu hassaslaşır. 

Ahmet'in okulu biter ve kendine bir iş bulur. Ahmet kötü arkadaş seçimi nedeniyle yanlış alışkanlıklardan kurtulamaz. Birkaç kez işine geç kalır ve son seferinde işten kovulur. İki arkadaşı ile birlikte bir girişimde bulunarak kendilerine ambalaj fabrikası kurarlar. Ahmet kaybettiği eski iyi alışkanlıklarına dönmek için gayret sarf eder. Sonrasında güzel bir kızla evlenir. 

Ahmet yıllar içinde, işlerinin bozulmasıyla iflas eder. Ahmet'in evindeki huzuru da kaçar ve eşi onu terk eder. Ahmet’in vücudunda stres nedeniyle çeşitli tahribatlar oluşur. Vücuttaki zayıflık, verem mikrobu Koch Basili'yi harekete geçirir. Koch Basili çoğalarak gün geçtikçe daha büyük bir alanı kaplar. Sinsice yayıldığı için hastalık fark edilmez. Bazı belirtileri olsa da, Ahmet bunları önemsemez. 

Annesini kaybetmesiyle üzüntü içinde olan Ahmet, daha da kötüleşir. Bir akşam işten dönerken öksürdüğünde mendilinde kan görünce bunu ciddiye alır. Ertesi sabah hastaneye gider. Yapılan muayene sonucu hastaneye yatmasına karar verilir. Ahmet uzun süre hastanede yatar. Bir süre sonra Ahmet'in içinde bir umut ışığı belirir. Tedavisine psikolojik destek çok iyi gelir. 

Sonunda Ahmet'in durumu düzelir ve hastanden taburcu olur. Hastanede düzenli olarak kontrolleri yapılır. Hastalığını tam olarak atlatamayan Ahmet bir sanatoryuma gönderilir. Orada kendisi gibi insanlarla karşılaşır. Annesi öldükten sonra kendini çok yalnız hisseden Ahmet, hastanede ve sanatoryumda yaşadıklarını ve gördüklerini kitap haline getirmeye karar verir.

10 Ocak 2024 Çarşamba

Gün Gelir Geri Döneriz (Yılmaz Yeşildağ) Kitabının Özeti, Konusu ve Kitap Hakkında Bilgi


Kitabın Adı: Gün Gelir Geri Döneriz

Kitabın Yazarı: Yılmaz Yeşildağ

Kitap Hakkında Bilgi:

Gün Gelir Geri Döneriz de sıradan, sıradan olduğu kadar asi, asi olduğu kadar özgürlükçü; özgürlüğü, sevgiyi, dostluğu ve kardeşliği yeryüzüne yaymak için hayatlarını ortaya koyan Akkargaların Atnnacalarla nasıl savaştığının; yenildikten sonra zamanla nasıl kara kargaya dönüştüğünün özgün bir öyküsüdür.

Kitabın Konusu:

Kitap, özgürlük ve vatan kavramlarını işleyerek, Akkargalar ile Akbabalar arasında geçen mücadele ile, günümüz toplumlarının bencillik ve egoistliğini konu edinmiştir.

Kitabın Özeti:

Akkargalar bu günkü kargaların ataları sayılmaktadır. Akkargalar, insanların ayak basmadığı, yeşil ve güzel bir vadide yaşamaktadır. Kendileri gibi ağaçta yaşayan diğer hayvanlarla çok iyi anlaşmaktadırlar. En büyük eğlenceleri ise diğer hayvanların kavgalarını seyretmektir. 

Sığır, at ve eşeklerin arasında geçen kavgalarda ölen hayvanın taze etine hiç uğraş vermeden ulaşmaları onları sevindirmektedir. Bir gün genelde olduğu gibi büyük hayvanların kavgası sonrası ölen hayvanın yanına gidip taze et alırlar. Bu sırada Körpecik isimli Akkarganın gagasındaki et parçasını bir Akbaba kapıp yer. Akkargalar ve Akbabalar arasında kavga başlar. 

İlerleyen zamanda Körpecik ve arkadaşına Akbabalar saldırır. Akkarga Körpecik kaçar fakat arkadaşı ölür. Akbabalar daha ileri giderek tüm Akkarga sürüsüne savaş açarak onları yerlerinden kovmak isterler. Akkargalar kaçarak bir mağaraya sığınırarak bir esaret hayatı yaşamaya başlarlar. 

Akkargaların ileri gelenleri Akbabalarla anlaşmaya giderek sürülerini kurtarmak için uğraşmazlar. Akbabaların her isteklerini yerine getirerek kendi menfaatlerine bakarlar. Bu arada Akbabalar, Akkargarlar üzerinde sıkıyönetim uygularlar. Akkargaların beslenme ve güneşlenme gibi temel ihtiyaçlarına miktar ve süre uygularlar. 

Bu durum karşısında Akkargaların gençlerinden bir grup birleşerek kurtulmak için planlar yapmaya başlarlar. Genç ve sağlıklı olan Akkargalar, Güneşe Yolculuk Var türküsünden hareketle güneş ülkesine doğru kaçarlar. Amaçları güneş ülkesinde kendilerine destekçiler bulmaktır. Güçlenip mahrum kaldıkları vatanlarına geri dönüp sürüyü ve vatanlarını kurtarmak istemektedirler. 

Gençler tarafından küçük düşürüldüğünü düşünen ve kaçmalarına kızan Akbabaların lideri sinirlenir. Akkargaların liderini vadiden uzaklaştırır. Güneş ülkesine uçan genç Akkargalar, güneşe daha da yakınlaştıkça bir bir hayatlarını kaybederler. Geriye kalanlar Akkargalar bir gün güçlenip tekrar bir araya gelmek için söz vererek dünyanın çeşitli yerlerine dağılırlar.

4 Ocak 2024 Perşembe

Geleceğin Anahtarı / Rauf ve 2125'iler Kulübü (Almila Aydın) Kitabının Özeti, Konusu ve Kitap Hakkında Bilgi


Kitabın Adı: Geleceğin Anahtarı / Rauf ve 2125'iler Kulübü

Kitabın Yazarı: Almila Aydın

Kitap Hakkında Bilgi:

Rauf, anne ve babasıyla birlikte eski bir evde yaşayan, on iki yaşında bir çocuktu. Neyse ki Yakın arkadaşları Kayla, Eris ve Çağla’yla birlikte kurduğu 2125’liler Kulübü Rauf’un sıradan günlerine renk katıyordu. Ancak Geleceğin Anahtarı adındaki şirketin ortaya çıkmasıyla tüm ailenin hayatı iyice çe kilmez bir hâl aldı. Kuzininin ve Hurdacı adındaki adamın hayatına girmesi; evlerinin mahzeninde bulduğu, zarftan çıkan kâğıtlar birbirini izleyen tuhaf olayların sadece başlangıcıydı.
Herkesin merakla beklediği yüzyılın buluşu; sır dolu bir amblem, hologramlar, gerçeğinden daha gerçek görüntüler… Rauf ve arkadaşları çok geçmeden kendilerini tehlikeli bir maceranın ortasında buldular.

Kitabın Konusu:

Kitapta, günümüzden yaklaşık yüz yıl sonra yaşanacak muhtemel bilimsel ve teknolojik gelişmeler ile bunların kötü insanların elinde kötülük amacıyla kullanılabileceği anlatmıştır.

Kitabın Özeti:

Rauf, ailesiyle birlikte yaşayan 16 yaşında bir çocuktur. Gümüş Halka Sokağı’nda eski bir evde yaşamaktadır. Arkadaşları Kayla, Eris ve Çağla ile birlikte 2125’liler Kulübü”nü kurarlar. Kulübe sonradan başkaları da katılır. Rauf, kulüp üyeleriyle korudaki barakada toplantılar düzenlemeye başlar. 

Kulüp toplantısı yaptıkları barakanın camı kırıktır. Camı değiştirmek için Rauf evlerinin mahzenine bakar. Mahzende kendi adı ve adresinin yazılı olduğu bir mektup bulur. Mektubun zarfını açtığında mürekkebi silinmeye başlamış eski yazılardan bir anlam çıaramaz. Mektupta rakamlar ve ilginç bir de amblem vardır. 

Rauf ve arkadaşları, barakanın zor bulunan penceresi için hurdacıya cam bakmaya giderler. Hurdacı dükkanında kitaplar olan garip bir adamdır. Hurdacıdaki kitaplar, Rauf’un babasına ait eskiden kalma kitapların aynısıdır. Kitapları gören çocuklar bu duruma çok şaşırırlar. 

Rauf’un kuzeni İrene, Rauf’un bulduğu mektubu hurdacıya getirir. Mektubu kopyaladıktan sonra gizlice aldığı yere geri götürür. Öğretmenleri Bayan Saçak’ın hurdacı ile görüşüyor olması da çok gariptir. 

Geleceğin Anahtarı Şirketi, yüzyılın buluşu olarak nitelenen bir buluş yapmıştır. İnsanların yolculukta geçen süresini neredeyse yok eden buluşlarını tanıtmak için bir toplantı düzenlerler. Çocuklar da bu toplantıya gizlice katılırlar. Rauf’un toplantıda gördüğü amblem mektuptakinin aynısıdır. Hurdacı da aynı toplantıya gizlice katılmıştır. Hurdacı şirket sahibi Santini’nin neyi amaçladığını anlamaya çalışmaktadır. Tahmin ettiği gibi Santini insanlığı tehlikeye sürüklemektedir. 

Santini’nin Rauf’un mektubu ile ne ilgisi olduğunu anlamak için çocuklar büyük bir maceraya atılırlar. Çocuklar, yolculuk sırasında insanların kaybettiği zamanı ortadan kaldıran buluşun tanıtımı için kurulan yeri gizlice gezerler. Çocuklar yakalanmasın diye hurdacı ve İrene onlara yardımcı olurlar. Çocuklar bu sırada hurdacının aslında çağının en büyük bilim adamı olduğunu ve geçmişten geldiğini öğrenirler. 

Hurdacının, İrene ve Bayan Saçak ile arasındaki ilişki ise tamamen bir rastlantıdır. Hurdacı, çocuklara mektuptan, Santini’den ve yüzyılın projesinden bahseder. Aslında bu buluşu daha önce hurdacının dedeleri bulmuştur ve kendisi de denemiştir.Buluşun çözülmesi gereken problemleri olduğundan hurdacı kimsenin denemesine izin vermemiştir. 

Sonunda Santini’nin insanlığı tehlikeye sürüklediği ortaya çıkarılır ve Geleceğin Anahtarı Şirketi kapatılır. Santini ise ortadan kaybolur. Hurdacı da kendi zamanına geri döner.

Batık Kent’e Yolculuk / Serüven Peşinde 1 (Psikolog Tuncel Altınköprü) Kitabının Özeti, Konusu ve Kitap Hakkında Bilgi



Kitabın Adı: Batık Kent’e Yolculuk / Serüven Peşinde 1

Kitabın Yazarı: Psikolog Tuncel Altınköprü

Kitap Hakkında Bilgi:

Marmara Denizi'nin derinliklerinde batık bir kent bulunur. Adı Kyzikos'tur. Kahramanımız Ufaklık ve kız arkadaşı Gizem, teknoloji harikası tekneleri Deniz Kurdu'yla bu tarihî kenti keşfe çıkarlar. Ancak kendilerini, yaşayan bir İlk Çağ kentinde, tehlikelerle dolu serüvenin içinde bulurlar. Pek çok kez ölümle yüz yüze gelseler de her seferinde kurtulmayı başarırlar. Binlerce yıldan beri kinle, düşmanlıkla iç içe yaşayan bu kente, arkadaşlığın ve dostluğun tohumlarını atarlar. Dostlar edinir, arkadaşlıklar kurarlar. Tarihin en büyük hazinelerinden birini bulup yeryüzüne geri dönerler. Bu olağanüstü serüveni onlarla birlikte yaşamaya ne dersiniz? O zaman;
Haydi çocuklar, serüven peşine...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabın Konusu:

Kitapta, Marmara Denizi’nin derinliklerinde bulunan batık kenti ve kayıp hazinesiyi bulmak isteyen Ufuk ve arkadaşı Gizem’in yaşadığı macera anlatılmaktadır.

Kitabın Özeti:

Babası ünlü bir bilim adamı olan Ufuk, on üç yaşında bir çocuktur. Ailenin denizcilik geçmişi vardır ve dedesinden kalma Deniz Kurdu adında bir yat vardır. Bu yat babası tarafından en son geliştirilen teknolojik ürünlerle donatılmıştır. 

Ufaklık, Deniz Kurdu ile bir geziye çıkma hayali kurmaktadır. Babasına söylediğinde yaklaşık beş sene sonra emekli olduktan sonra geziye çıkabileceklerini söyler. Ufaklık bunun üzerine tek başına maceralara atılır. 

Bir sabah herkesten gizlice evden çıkarak tekneyle denize açılır. Geri dönerken fırtınaya yakalanır. Yanında gelen papağanı Geveze’yi batmadan önce eve yardım getirmesi için yollar. Ailesi onu bir yunus balığının yardımı ile ulaşabildiği kumsalda bulur. 

Kendisini kurtaran yunus balığını denizde bulur ve onunla arkadaş olur. Babası bir daha tek başına denize açılmasını yasaklar. ancak Ufaklık’ın evde oturmaya niyetli değildir. Bir sabah erkenden Geveze ile birlikte Deniz Kurdu’na binip denize açılır. Hedef gazetede okuduğu batık bir kenti bulmaktır.

Yeterli araç ve gereç olmadığı için yetkililer batık kenti araştırmak için bir sonraki sene çalışacaktır. Teknolojik aletlerle donatılmış Deniz Kurdu’nda gerekli olan her şey vardır. Ufaklık, Deniz Kurdu’ndaki ana bilgisayar Dahi ile rotayı belirleyereke yola çıkar. Denizde giderken davetsiz misafirleri Gizem ve Çita ile tanışıp arkadaş olurlar. 

Batık Kent’in üstüne gelince Ufaklık deniz altı ile batık kente iner. Denizin altında eski insanların yaşadığını görür ve çok gelişmiş bir laboratuvar bulur. Tekrar indiğinde yanında gelen Gizem'le birlikte kimsenin dikkatini çekmeden bir evin bahçesine sığınırlar. Burada iki çocuk onları görür ve konuşmaya başlarlar. Çocukların dedesi Tor aynı zamanda laboratuvarın da sahibidir. Onlara kendi dünyalarından bahsederler. 

Ufaklık ve Gizem’in amacı Batık Kent’in büyük hazinesini bulmaktır. Batık Kent’te başlarına gelen talihsiz olaylar yüzünden hazineye bir türlü ulaşamazlar. Tor, laboratuvarda geliştirdikleri teknolojik aletlerin büyük bir deprem olacağı sinyalini verdiğini söyler. Ufaklık ve Gizem’i hemen kendi dünyalarına geri gönderir. 

Ufaklık bu arada Batık Kent’in hazinesinin Deniz Kurdu’nu bıraktıkları yerde olduğunu anlar. Acil olarak depremden kaçmak için bu hazineden yanlarına alabildikleri tek şey bir kupa olur. Depremin oluşturduğu dev dalgalardan kurtulmak için Deniz Kurdu’nu uçması için yönlendirir ve çocuklar batmaktan kurtulurlar.

2 Ocak 2024 Salı

Masal Kenti Çocukları (Zehra Tapunç) Kitabının Özeti, Konusu ve Kitap Hakkında Bilgi


Kitabın Adı:
Masal Kenti Çocukları

Kitabın Yazarı: Zehra Tapunç

Kitap Hakkında Bilgi:

Leodis, Barsini, Perika ve Pergamon, yeryüzünün en berrak maviliğinin altındaki uçsuz bucaksız yeşilliklerin arasındaki bir masal kentinde, antik Bergama'da yaşamaktadır. Günlerini heyecan, macera ve neşe içinde geçiren kafadarlar, herkesin umutsuzluğa kapıldığı bir anda, ödüllü bir yarışmaya katılarak, kimsenin aklına bile getirmediği mükemmel bir icatta bulunurlar. Ve sonunda masal kentinin insanları, o güne kadar hayal bile edemedikleri bir hayata tanıklık ederler.

Kitabın Konusu:

Kitapta, günümüzden çok önce, Antik Bergama’da yaşamış dört yakın arkadaşın maceraları ve bir yarışmada ihtiyaç duyulan bir konuya buldukları çözüm anlatılmaktadır. 

Kitabın Özeti:

Pergamon'da halk, tiyatro ve heykel gibi çeşitli sanat dallarına ve spor faaliyetlerine ilgi gösterir. İyi, güzel ve başarılı insanları severler. Pergamon’da Asya’nın ilk kütüphanesi ve en büyük hastanesi yapılır. 

Bao, Pergamos’un annesidir. Bao, yıllar önce sevdiği adamla Pergamon’dan Girit’e kaçar. Orada evlenirler. Eşi bir süre sonra savaş nedeniyle askere gitmek zorunda kalır. Bao, iki çocuğuna tek başına bakamaz. Oğlu Pergamos’u kendi anne ve babasının yanına gönderir. Pergamos, Girit’ten asıl memleketi olan Pergamon’a gelir. Pergamon’da anneannesi ve dedesi ile tanışır. 

Pergamos’un dedesi ünlü bir heykeltıraş olan Orestes'tur. Orestes kızının kaçmasından sonra heykel yapmayı bırakır. Orestes, torununu sever onunla ilgilenir ve okula yazdırır. Pergamos, okulda Leodis, Barsini ve Perika ile arkadaş olur. Kısa sürede şehirde yaşayanların tamamına yakını ile tanışır. 

Yıllar önce Orestes’in yardımcısı olarak çalışan Meneterdes, Girit’e giderek Pergamos’un annesi, babası ve kız kardeşini getireceğini söyler. Orestes, hem torununun gelişiyle hem de kızı Bao’nun eve dönme ihtimali karşısında çok mutlu olur. Orestes, Pergamon kralı tarafından kazanılan bir savaş üzerine sipariş edilen ve yarım kalan büyük eserinin yapımına devam etmeye başlar. 

Şehirde gezen yabancı birkaç kişinin kütüphaneyi yakma planlarını Pergamos ve arkadaşları boşa çıkarır. Bu başarısı üzerine herkes çocukları konuşmaya başlar. Günler boyunca şenlikler yapılır. Mısır’ın Pergamon’a parşömen satmayacağı haberi üzerine bozulur herkesin neşesi kaçar. 

İcatlar genellikle bir ihtiyaç sonucunda ortaya çıkar. Öğretmen Sofo çocuklara yeni bir yazma aracı bulmak gerektiğini söyler. Çocukların da önerisiyle kral bütün halkın katılabileceği, parşömene alternatif bir yazı yazma aracı bulunması için bir yarışma düzenler. Genç, yaşlı herkes yarışmayı ve bir çözüm bulmayı düşünür. 

Çocuklar, hayvan derisini iki taraflı kullanılabilecek şekilde işlemeyi planlarlar. Kütüphane müdürü ve deri işlemeyi bilen yardımcısından yardım alırlar. Sonuçta yarışmayı çocuklar kazanır. Kral ülkenin her yerine hayvan çiftlikleri ve deri ustalarının yetiştirileceği bir atölye kurdurur. Şehirde uzun süreli şenlikler yapılır. 

Pergamos’un annesi, babası ve kız kardeşi Pergamon’a gelir. Orestes ve eşi yıllar sonra kızları Bao’yu ve küçük torunlarını gördükleri için çok mutlu olurlar. Pergamos’un babası savaşta yaralanmıştır. Pergamos’un babası, ölümün giremediği adındaki sağlık merkezinde tedavi edilir.

1 Ocak 2024 Pazartesi

Bintepe'nin Hayaleti (Nur İçözü) Kitabının Özeti, Konusu ve Kitap Hakkında Bilgi


Kitabın Adı: Bintepe'nin Hayaleti

Kitabın Yazarı: Nur İçözü

Kitap Hakkında Bilgi:

Kazıbilime gönül vermiş dokuz arkadaştılar. Kendilerine "Kafadenkler" adını takmışlardı. Onları bekleyen serüvenlerden habersiz ilk kampları için yola çıktılar... Ve bir gece, karanlığın içinde dumansı bir nesne belirdi. Ardında beyaz bir iz bırakarak uçuşan garip şe-kil, önlerinden kayarak geçti. Korkuyla bağrıştılar... "Hayalet!"

Kitabın Konusu:

Kitap, tarihi kalıntıları araştırmak isteyen dokuz arkadaşın okulda bir sosyal kulübe üye olarak yaz kampında yaşadıkları olayları anlatmaktadır.

Kitabın Özeti:

Okulda sene başında sosyal faaliyet kulüpleri seçilmektedir. Kafadenkler grubunu oluşturan sekiz arkadaş, hep bir arada olabilecekleri bir kulübe kayıt yaptırmaya karar verirler. Kafadenkler grubunun başkanı konumundaki Can’ın teklifi ile Arkeoloji Kulübüne kayıt yaptırırlar. 

Sene içerisinde arkeoloji konusunda bilgiler edinerek, araştırmalar yapar ve müzeleri gezerler. Okul dışından eski bir arkeolog olan Yavuz bu çalışmalarında onlara önderlik eder. Çocuklar sene başındaki beklentinin aksine Arkeoloji Kulübünde çok eğlenir ve birçok bilgi edinirler. 

Yaz tatilinde arkeolog Yavuz, rehber öğretmenleri Neriman ve Tarık ile bir kazı alanına kampa giderler. Kazı alanında kamp boyunca erkenden kalkılır. Herkes yapılan iş bölümüne göre hareket eder. Çocuklar tatilde çeşitli tarihi mekanları da gezerler. Bir gezi sonrasında tarihi sütunlarda yeni parlak bir kalemle yazılmış sayılar bulurlar. Çocuklar bu sayıların bir şifre olabileceğini düşünürler. Uzun uğraşlar sonucunda şifreyi çözerler, fakat bunu sonradan öğrenirler. 

Başka bir gezi sırasında çektikleri fotoğraflarda bir adamın kendilerini takip ettiğini fark ederler. Kamptaki son gecelerinde Aşçıbaşı Cemil onları Bintepe hayaleti ve Karun’un laneti ile ilgili uyarır. Başlarına bir şey gelmesinden korktuğunu söyler. Ertesi gün Uşak’ta kalarak müze gezerler. Yavuz, müzede onlara tarihi eser kaçakçılığı ile ilgili çeşitli bilgiler verir. 

Müzeden çıktıktan sonra girdikleri küçük bir kahvede, bir harita görürler. Bu haritada bazı kazı alanlarının numaralandırıldığını görürler. Haritadaki numaraların kendi buldukları sayılar ve kelimelerle ilişkili olduğunu düşünürler. İnternette yaptıkları araştırma sonucunda, haritada numaralanmış kazı alanlarından numara sırasına göre tarihi eserlerin kaçırıldığı bilgisine ulaşırlar. 

Haritadaki on numaralı yerde henüz bir hırsızlık yapılmamıştır. Çocuklar elde ettikleri şifre ve bilgilere göre bir plan yaparlar. Kazı alanındaki aşçı Cemil’in kaçakçılık yaptığını anlarlar. Cemil ve arkadaşları çocuklara zarar vermeden, çocuklar Yavuz ve Tarık’a tehlikede olduklarını haber verirler. Tarık ve Yavuz hemen gelip çocukları kurtarırlar. Ertesi gün gazetelerde büyük bir tarihi eser kaçakçılığının ortaya çıktığını ve kaçakçıların yakalandığı haberi yapılır. 

Kayıp Kitaplıktaki İskelet (Aytül Akal ve Mavisel Yener) Kitabının Özeti, Konusu ve Kitap Hakkında Bilgi


Kitabın Adı: Kayıp Kitaplıktaki İskelet

Kitabın Yazarı: Aytül Akal ve Mavisel Yener

Kitap Hakkında Bilgi:

Türk çocuk ve gençlik yazınının iki büyük kaleminden etkileyici bir edebiyat buluşması: "Kayıp Kitaplıktaki İskelet" Aytül Akal ve Mavisel Yener, yıllar önce başlattıkları ikili şiir oyunlarını sürükleyici bir romanla bir adım daha ileriye taşıyorlar! "İki yazar - tek kitap" kavramı yetişkin edebiyatı için bile son derece ender rastlanır bir olguyken, çocuk edebiyatı için ilham verici yepyeni bir deneyim vaat ediyor. Böylesi cesaret gerektiren bir çalışmanın ardında Türk çocuk ve gençlik edebiyatının iki dev isminin bulunması ise kuşkusuz bir tesadüf değil.

Aytül Akal ve Mavisel Yener'in yıllar önce "Mavi Ay" adlı şiir kitabıyla başlattıkları iki yazarlı ortak çalışmaları, tatlı tesadüflerin ardından yepyeni bir roman üzerinde yeniden buluştu. İki yazar tek bir kitap üzerinde nasıl çalışabilir, diye düşünmeden edemiyor insan. Bu fikir bile kitabı alıp okumaya yetecek nitelikte! Ama bu da işin en büyük sırrı, büyüsü herhalde. Aytül Akal ve Mavisel Yener, kitabın iskeletini bir bayram tatilinde oluşturmuşlar. Üstelik bir araya gelmeyerek, sadece e-postalar aracılığıyla. Kitap bu yönüyle bizlere internet dünyasının istenildiğinde ne denli faydalı olabileceğini de kanıtlamış oluyor. İki yazar, sürekli fikir alışverişi ve karşılıklı yazılı atışma yoluyla adeta oyun oynar gibi ilmik ilmik işlemişler kitabı. Sadece bu özelliğiyle bile "Kayıp Kitaplıktaki İskelet" yılın en özgün çocuk kitabı olmaya aday!

Kitabın başkahramanı Ceylan, iki yazardan da izler taşıyan, ne istediğini bilen, kararlı bir kız olarak çıkıyor karşımıza. Ceylan; Aytül Akal kadar hayat dolu, renkli; Mavisel Yener kadar da olgun ve duygu yüklü bir kız aslında. Her iki yazarın tek bir karakterde buluştuğu Ceylan, Efes antik kentinde ailesiyle birlikte yaşayan sevimli bir kız çocuğu olarak karşılıyor okurlarını. Başına buyruk olmaktan hoşlanan, hayvan dostu, yer yer asi, cesur bir kız...

"Kayıp Kitaplıktaki İskelet", Efes antik kentinde bulunan dünyaca ünlü tarihi Selsus Kütüphanesi'nde başlayan bir serüvenin ilk macerası. Kitabın bir seri olup olmayacağı tam olarak belirtilmiş olmasa da sonuna doğru bu ihtimalin yüksek olduğunu anlamak hiç de güç değil. Bu sebeple, çocukları, Ceylan, Ali ve hayvan dostları ile daha nice maceralar bekliyor olabilir.

Özgürlüğüne düşkün Ceylan, küçük kedisi Efes, yaşlı kaplumbağa Kapkap, yardımsever köpek Çelimsiz ve Ceylan'ın hoşlandığı çocuk Ali çevresinde şekillenen sürükleyici bu roman, olay örgüsünün ara satırlarına tarihsel bilgiler de eklemeyi ihmal etmemiş. Olayların tarihi Selsus Kütüphanesinde geçiyor olması, iki yazarın da dikkatleri bu antik kalıntıya çekmek istiyor olmalarından kaynaklanan bir seçim. Böylece, Anadolu tarihinde son derece önemli bir işlevi bulunan Selsus Kütüphanesinin anıtsal değeri, bu kitap aracılığıyla bir kez daha vurgulanmış oluyor.

"Kayıp Kitaplıktaki İskelet", çok yönlü bir keşif öyküsü aslında: Ceylan'ın Ali'ye karşı filizlenmeye başlayan duyguları, Efes'in aniden ortadan kayboluşu, yüzyıllık bir kaplumbağanın tarihten günümüze taşıdığı gizemli sırlar, yazılı tabletler ve bir anahtar...

Tarih, gizem, merak, macera ve heyecan dolu bir serüvene hazır olun! Ceylan, Ali, Efes, Kapkap ve Çelimsiz sizi Selsus Kütüphanesine doğru sırlarla dolu bir yolculuğa davet ediyor!..

Kitabın Konusu:

Kitapta, Efes Antik Kenti’nde yaşayan Ceylan’ın kedisi Efes’in saklı kalmış bir hazineyi ortaya çıkarması anlatılmaktadır. 

Kitabın Özeti:

Ceylan, İzmir Efes’te yaşayan bir çocuktur. Her gün okula giderken adını Efes koyduğu kedisine mamasını bırakır ve kedisiyle oynar. Kedi Efes bir süre mama kabında yasemin çiçeğinden başka bir şey bulamaz. Kedi Efes araştırmaları sonucunda bu işi yapanın Kapkap isimli kaplumbağa olduğunu bulur. 

Kapkap ile Efes arkadaş olurlar. Bu arkadaşlık kaplumbağanın anlattığı hazine hikayesine dayanmaktadır. 

Efes tiyatrosunda bir pop müzik grubu konser verecektir. Ceylan’ın babası bekçilik yapmaktadır. Babası konser alanına çocukları biletsiz içeri alamayacağını söyler. Ceylan, arkadaşlarını kütüphanenin altındaki gizli geçitten konser alanına geçirebileceğini söyler. Arkadaşları Ayda ve Zeycan karanlık ve yasaklı bir yere girmek istemeyince Ceylan’la araları açılır. 

Bu arada Ceylan, sınıflarına sonradan gelen, depremde anne ve babasını kaybeden ve hayvanlarla konuştuğu iddia edilen Ali’ye karşı ilgi duymaktadır. Ceylan, Ali’yi harabeleri gezmeye davet eder.

Kedi Efes, gizli geçitte keşif yapan Ceylan’ın peşine takılıp sessizce geçide girer. Geçitte ölen annesinin kokusunu duyar. Kokunun en yoğun geldiği yerde bir açıklık fark eder. İçeriye doğru uzandığında ayağı kayıp düşer. Kedi Efes, düştüğü yerde bir insan ve bir kedi iskeleti olduğunu görür. Orada bir tabletin üzerinde anahtar bulunmaktadır. Efes, ses çıkarmak için anahtarla ve tabletle oynar. Tablete vurunca alt tarafından bir bölme açılır. Efes bölmeden içeriye girer. 

Aşağıda kupalar ve parşömenler bulan Efes burada aç ve susuz kalır. Bir süredir arkadaşını göremeyen Kapkap, Efes'i merak eder. Gizli geçidin girişinde Efes'in tüylerini görünce, harabelerde yaşayan köpek  Çelimsiz'den yardım ister. Kapkap, köpeğin kokuyu takip etmesiyle Efes’i bulur. Efes’i düştüğü yerden kurtaramazlar. 

Kapkap ve Çelimsiz, insanlara dertlerini anlatmaya çalıştıkları süre içinde Efes’e yiyecek ve su taşırlar. Ceylan'ın sınıfı öğretmenleri ile birlikte Efes’teki Selsus Kütüphanesine gezi düzenler. Çelimsiz’in hareketlerinden yavrularını kaybettiğini sanan Ali, köpeği takip eder. Ali ve Ceylan’ın peşine sınıftaki diğer arkadaşları da takılır. 

Gizli geçidin önüne geldiklerinde sınıf öğretmenleri Ceylan’ın babasından içeri girmek için izin alır. Ceylan, Ali ve öğretmenleri içeri girerler. Çelimsiz’in yol göstermesiyle kedi Efes'i bularak düştüğü yerden çıkarırlar. Efes yukarı çıkarken ağzında bir kupa da vardır. Böylece buradaki hazine gün ışığına çıkarılmış olur. 

Postayla Gelen Deniz Kabuğu (Behiç Ak) Kitabının Özeti, Konusu ve Kitap Hakkında Bilgi

Kitabın Adı: Postayla Gelen Deniz Kabuğu Kitabın Yazarı:  Behiç Ak Kitap Hakkında Bilgi: Dijital dünyanın labirentlerinden çıkış mümkün mü?...