1500'lü yıllarda İtalyan bir aile henüz 11 yaşındaki oğullarını papaz okuluna göndermek isterler. Ancak bulundukları yerde bir papaz okulu yoktur.
Elektrik elektronik eğitimi ile ilgili bilgiler, kitap özetleri, kitap sınav soruları ve eğitime dair her şey
11 Ocak 2026 Pazar
Cervantes, Kılıç Ali Paşa ve Mimar Sinan Aynı Camide Nasıl Buluşur?
1500'lü yıllarda İtalyan bir aile henüz 11 yaşındaki oğullarını papaz okuluna göndermek isterler. Ancak bulundukları yerde bir papaz okulu yoktur.
22 Ekim 2025 Çarşamba
Platon’un At Arabası - Siyah Atı Kontrol Altında Tutmayı Öğrenin
Platon, Phaedrus isimli eserinde ruhu anlatmaktadır. Eserde anlatılan alegoriye göre insan ruhunu siyah ve beyaz renkte olan iki kanatlı at çekmektedir. Atlardan beyaz olan uysal siyah olan ise hırçındır.
İradeyi temsil eden beyaz at, arabayı iyi ve faydalı olana doğru çeker. Temsil ettiği erdemler; disiplin, sabır, cesaret, bilgelik.
Beyaz at, nazik yönlendirmelere uyar ve doğru olanı yapmak ister.
Arzuları temsil eden siyah at, arabayı haz ve rahatlığa doğru çeker. Temsil ettiği şeyler; korkularınız, arzularınız ve anlık ödüllere duyduğunuz ihtiyaç.
Siyah atın sıkı bir şekilde kontrol edilmesi gerekir, yoksa arabayı yoldan çıkarır. Siyah at, konfora, hazza ve kolay olana doğru gitmek ister.
Aklımızı ve zihnimizi temsil eden arabacının kendi başına bir gücü yoktur. Arabacı, atları doğru bir şekilde yönlendirmek zorundadır.
Arabanın yoldan çıktığı durum insana şunları hissettirir:
• Ne yapılması gerektiğini bilirsiniz ama bunu yapacak irade gösteremezsiniz.
• Kişi aynı hataları tekrar tekrar yapar.
• Kişi işlere başlar ama asla işlerini bitiremez.
• Kişi kendini bugün ve yarın arasında bölünmüş hisseder.
Platon'un bu metaforunu bu kadar güçlü kılan şey nedir? Hepimizin günlük hayatta karşılaştığı zihninde yaşadığı çatışmayı mantıklıca açıklamasıdır.
Modern beyin bilimi, Platon’un 2.400 yıl önceki düşüncelerini doğrulamaktadır.
İnsan beyninde hızlı ödüller için limbic sistem ve uzun vadeli planlama için prefrontal korteks sistemleri bulunur. Ödül merkezi daha güçlüdür. Planlama merkezi ise çabuk yorulur.
Böylece, Arabacımız, yabani siyah atla mücadele ederken tükenir.
• Yeni alışkanlıklar bir kaç hafta içinde sönümlenir
• Kişi başladığı diyetlerde başarısız olur
• Sürekli sosyal medyayı kontrol ederiz
• Gerekli olduğunu bilmemize rağmen egzersizleri atlarız.
1. Adım - Atları Tanıyın: Siyah atın beyaz atınızla çatıştığı zamanları belirleyin. Bu öz farkındalık, yoldan çıktığınızı hissettiğinizde durup ve hangi atın önde olduğunu anlamanızı sağlar.
2. Adım - Arabacıyı Güçlendirin: Bilinç ve zihniniz, siyah atla mücadele ederken kolayca yorulur. Zihinsel dayanıklılığınızı, stratejik molalar ve karar alma yükünü azaltarak geliştirin.
3. Adım - Vahşi Atı Eğitin: Doğru yolda ilerlemeyi ödüllendirici davranışlar oluşturun:
• Hedefleri daha küçük zaferlere bölün
• Anında geri bildirim döngüleri oluşturun
• İlgiyi artırmak için yeniliği kullanın
• Süreci keyifli hale getirin
4. Adım - Beyaz Atı Besleyin: İstediğiniz geleceği her gün görselleştirin
• Haftalık olarak ilham verici içerikler okuyun
• Hedeflerinizin sembollerini görünür tutun
• Hedeflerinizi paylaşan insanlarla bağlantı kurun.
5. Adım - Her İki Enerjiyi Dengeleyin: Gerçek ustalık, iki atın da bir ekip olarak çalışmasını sağlamaktır.
• Ne zaman disiplinli bir şekilde ilerleyeceğinizi ve ne zaman dinleneceğinizi bilin.
• Siyah atın tutkusunu, beyaz atın koyduğu hedeflere ulaşmak için kullanın.
7 Ekim 2025 Salı
Türk Dünyası Ortak Türk Alfabesi
Günümüzde ise Türkçenin alfabesi meselesinde tarihî bir adım atıldı ve 11 Eylül 2024 tarihinde Türk Dil Kurumu yayınladığı bildiriyle Ortak Türk Alfabesi'ne geçildiği ilan etti.
Azerbaycan’ın Bakü şehrinde 9-11 Eylül 2024 tarihleri arasında Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonu toplandı. Türk Akademisi ve Türk Dil Kurumu tarafından düzenlenen toplantılarda Türk Dünyasının kullanımına sunulan Latin tabanlı ortak bir Türk alfabesi oluşturuldu.
Türkler çağlar boyunca Köktürk, Uygur, Soğd, İbrani, Grek, Kiril, Arap ve benzeri alfabeler kullanıldı. Ancak bu alfabelerin birçoğu Türkçenin sesbirimini (fonem) tamamen karşılamakta yetersiz kalmıştır. Bugüne kadar kullandığımız Latin alfabesi Türkçedeki fonemlerin kullanımı için en elverişli olan alfabe olmasına rağmen bazı eksiklikleri vardı.
Ortak alfabedeki yeni harflerin fonetik karşılıkları nedir?
Türk Dil Kurumunun bildirisinde ortak alfabe için düzenlenen harfler şunlardır: Aa, Bb, Cc, Çç, Dd, Ee, Əǝ, Ff, Gg, Ğğ, Hh, Xx, Iı, İi, Jj, Kk, Qq, Ll, Mm, Nn, Ññ, Oo, Öö, Pp, Rr, Ss, Şş, Tt, Uu, Ūū, Üü, Vv, Yy, Zz. Burada, kullandığımız harflere ek olarak Əǝ, Xx, Qq, Ññ, Ūū’yu görüyoruz.
Görüldüğü üzere yeni kabul edilen ortak Türk alfabesi, Türkiye Türkçesinin ağızlarında olan ancak harf olarak yazılmayan sesleri göstermek üzere tasarlanmıştır.
22 Mayıs 2025 Perşembe
Üniversitede Matematik Dersinde Uyuyan Öğrenci ve İmkansızı Başarmak
Öğrenci evine vardığında, bu problemlerin son derece zor olduğunu fark eder. Ancak yılmadan durmaksızın çalışır, araştırmalar yapar ve kütüphanede kitaplar inceler. Öğrenci sonunda, dört sayfalık uzun hesaplamalarla bu problemlerden birini çözmeyi başarır.
Bir sonraki derste, profesörün bu sözde ödevden hiç söz etmediğini görünce şaşırır. Elini kaldırarak profesöre sorar:
— Hocam, geçen derste verdiğiniz ödev hakkında neden hiç konuşmadınız?
Profesör şaşkınlıkla cevap verir:
— Ödev mi? Onlar ödev değildi… Şimdiye kadar kimsenin çözmeyi başaramadığı matematik problemlerinden örneklerdi sadece!
Öğrenci afallamış halde yanıtlar:
— Ama… ben ikisinden birini çözdüm!
Çözümü incelendiğinde doğruluğu onaylanır ve Columbia Üniversitesi kayıtlarına, artık onun adıyla birlikte geçer.
Peki öğrencinin imkansızı başarmasını sağlayan neydi?
* Profesörün bu problemlerin “imkânsız” olduğunu söylediğini duymamıştı.
* Sadece, çözülmeleri gereken problemler olduğunu düşünmüştü.
* Zorluğa boyun eğmedi. Azim, kararlılık ve cesaretle hareket etti.
Bu hikayeden çıkarılacak ders:
* Sana “yapamazsın” diyenleri dinleme.
* Bu mesaj sınıfta uyumayı teşvik etmiyor; ne olursa olsun kendi potansiyeline inanmanı söylüyor.
* Fiziksel olarak bir yerde bulunmak yetmez.
* Farkı yaratan senin kararlılığın olacak.
Başarı hepimizle olsun...
9 Mayıs 2025 Cuma
Japonların Hayatı Daha Verimli Yaşamak ve Başarılı Olmak İçin 6 Kuralı
Japonların hayatı daha verimli ve disiplinli yaşamak için geliştirdiği 6 teknik bulunmaktadır. Eğer sürekli yapacaklarını ve işlerini erteleyen ayrıca bir işe başlamakta zorlanan ya da motivasyonu çabuk düşen biriysen, bu yöntemler sana faydalı olabilir.
1- İkigai – Hayat Amacını Bul
Sabah yataktan sürünerek kalkıyorsan, günlerin anlamsız geliyorsa ikigai’ni keşfetmemişsindir. Japonlar uzun ve mutlu yaşamlarının sırrını “ikigai” olarak görüyor.
İkigai, seni sabah yataktan kaldıran sebep.
Peki ikigai’ni nasıl bulacaksın?
Basit: 4 temel soruya cevap ver.
* Neyi seviyorsun? (Tutkun)
* Nede iyisin? (Yeteneklerin)
* Dünyanın neye ihtiyacı var? (Katkın)
* Para kazanabileceğin şey ne? (Mesleğin
2- Kaizen – %1 Kuralı ile Sürekli Gelişim
“Büyük değişimler göz korkutur.” Kaizen’in özü şu: Her gün %1 daha iyi ol. Japon şirketleri bu felsefeyle dünya devi oldu.
Büyük adımlara değil, küçük ama istikrarlı ilerlemeye odaklan.
* Bir anda mükemmel olmaya çalışmak yerine, her gün 5 dk fazladan çalış.
* Küçük ilerlemelerle istikrarlı ol, alışkanlık yarat.
* Önemli olan devam etmek, büyük sıçramalar değil.
Bugün %1 geliş, yıl sonunda 37 kat daha iyi olursun.
3- Pomodoro Tekniği – Odaklanmanın Gücü
Tembelliğin en büyük sebebi zaman yönetememek.
Beynimiz uzun süre odaklanamıyor. Ama kısa süreli yoğun çalışmayla verim fırlıyor.
* 25 dakika odaklan – 5 dakika mola
* 4 tur sonrası 15-30 dk ara
Pomodoro neden işe yarıyor?
* Beyin 25 dakika çalışmaya kolay alışıyor.
* “Bitiremeyeceğim” kaygısı azalıyor.
* Erteleme alışkanlığı kırılıyor.
Günde 4-5 Pomodoro bile verimi 2 kat artırabilir.
4- Hara Hachi Bu – %80 Doyma Kuralı
Bu teknik sadece yemekle ilgili değil, hayat disipliniyle de ilgilidir. Japonlar asla tam olarak doymaz. %80 doyduklarında yemeyi bırakırlar.
Bunu sadece yemek değil, iş ve hayat için de uygula.
* Tembellik, aşırılıktan gelir.
Çok yemek → halsizlik.
Çok iş → tükenmişlik.
* Beynini ve bedenini %100 doldurma. Hep bir adım geride bırak ki istikrarın sürsün.
Az ama öz yaşamak, her zaman kazanır!
5- Shoshin – Yeni Başlayan Zihni
Japon dövüş sanatlarında bir kural vardır: “Bilenin zihni doludur, öğrenemez.”
Yani ne kadar bilgili olsan da kendini öğrenci gibi görmelisin. Çünkü kibir, öğrenmeyi öldürür.
Shoshin’i nasıl uygularsın?
* “Ben zaten biliyorum” deme, yeniden öğrenmeye açık ol.
* Çocuk gibi meraklı ol, soru sor.
* Küçük ayrıntılara dikkat et, kendini geliştirmeye devam et.
6- Wabi-Sabi – Kusurların İçindeki Güzellik
Mükemmel olmaya çalışmak, insanı en çok yoran şeylerden biri. Japon felsefesi Wabi-Sabi, kusurları kabul etmeyi öğretiyor.
Her şey zamanla eskir, kırılır, değişir… ve bu güzel bir şeydir.
Wabi-Sabi’yi hayatına nasıl katarsın?
* Kusurlarınla barış, mükemmel olmaya çalışma.
* Sürekli değiştirmek yerine, sade ve doğal ol.
* Hayatın akışına güven, bırak bazı şeyler olduğu gibi kalsın.
Bunları bıraktığında verimli olmak çok daha kolaydır.
Liderler İçin Ölü At Teorisinin Verdiği Dersler
Ölü At Teorisi: Liderler İçin Basit Bir Ders
Eski bir söz şöyle der: "Eğer bindiğin atın öldüğünü fark ettiysen, yapılacak en iyi şey inmektir." Ancak birçok kişi, kurum veya kuruluş attan inmek yerine ölü atı sürmeye devam ederler. İşte bu durum, liderler için önemli bir ders içeriyor.
Ölü Atı Sürmeye Çalışan Kurumların Yaptığı Hatalar
Daha sert kırbaç kullanmak: Atı hareket ettirmek için daha fazla baskı uygulamak.
Komite kurmak: Atı incelemek için uzun toplantılar ve analizler yapmak.
Eğitim vermek: Çalışanlara "ölü atları nasıl sürecekleri" konusunda eğitimler düzenlemek.
İsim değiştirmek: Atın adını "enerjisi kısıtlı at" gibi daha havalı bir isimle değiştirmek.
Terfi ettirmek: Atı üst pozisyona getirip "ilham versin" diye beklemek.
Ölü atı sürmeye devam etmek, ekibi yorar, kaynakları tüketir ve yenilikleri engeller.
Liderler, işe yaramayan stratejileri, projeleri veya sistemleri zamanında bırakabilmeli.
Dürüst Bir Değerlendirme Yapın:
Hangi projeler "ölü at", hangileri "yaşıyor"?
Verilere ve gerçekçi geri bildirimlere kulak verin.
Hızlı Karar Alın:
İşe yaramadığı netse, "batık maliyet" tuzağına düşmeden o attan inin.
Yeniliğe Alan Açın:
Çalışanların yeni fikirleri denemekten korkmadığı bir kültür oluşturun.
Hataları "öğrenme fırsatı" olarak görün.
Ekip Motivasyonunu Gözetin:
Ölü atı sürmeye zorlanan ekipler, zamanla inisiyatif kaybeder.
Onlara "anlamlı" işler sunun.
Zamanı, enerjiyi ve yeteneği, geleceği inşa edecek alanlara kanalize edin.
Türk atasözü der ki: "Zorla güzellik olmaz." İş dünyasında da ısrarcı olmak her zaman erdem değildir.
Farkına Var: Projenin veya stratejinin artık işe yaramadığını kabul et.
Değerlendir: Veriler ve geri bildirimlerle durumu objektif olarak analiz et.
Karar Ver: Hızlıca harekete geç ve ölü atı terk et.
Yenilik Yap: Yeni fikirler ve stratejiler için alan aç.
Motivasyonu Koru: Ekibin moralini yüksek tut ve anlamlı hedefler sun.
Ölü At Teorisi, liderlere esneklik, hızlı karar alma ve yenilikçilik konularında önemli bir ders veriyor.
10 Şubat 2025 Pazartesi
Disiplinli Çalışma Eksikliği Çekenler İçin İpuçları
1. Kendinize net bir hedef tanımlayın;
Net bir hedef olmadan tam olarak ne istediğinizi tanımlamanız zordur. Gerçekten ne istediğinizi görselleştirmeye başlayın. Hedefinizi yazmak, onu gerçeğe dönüştürmenize yardımcı olacaktır. Hedefinizi mutlaka bir yere not ediniz ve zaman zaman görebileceğiniz bir yere bırakın.
2. Kendinize net bir plan oluşturun;
3. Öz güveninizi güçlendirin;
4. Alışkanlıklar oluşturun;
5. Zamanınızı değerlendirin;
6. Küçük görevlerle başlayın;
7. Kendinize iyi bakın;
8. Kendinizi sorumlu tutun;
9. Tutarlılık anahtardır;
27 Ocak 2025 Pazartesi
Çinli Filozof Lin Yutang - Hayatı Nasıl Yaşamalıyız?
Çinli Filozof Lin Yutang
Harcaman gereken parayı harca, tadını çıkarmaya değer olan şeylerin tadını çıkar ve verebileceğin şeyleri ver.
Ayrıldıktan sonra ne olacağını dert etme, çünkü toza dönüştüğünde ne övgüleri ne de eleştirileri duyabileceksin; mezarını ziyaret edip etmediklerini ya da seni unutup unutmadıklarını bilemeyeceksin.
Hayattan keyif almak için en doğru zaman, şu andır.
Zorla kazandığın mal ve mülkleri değerlendirme zamanın geldi.
Çocukların için fazla endişelenme; onlar kendi yollarını bulacak ve kendi kaderlerini çizecekler.
Torunlarına özel bir ilgi göster, onları sev, değer ver ve onlardan keyif alabildiğin sürece tadını çıkar.
Hayat, doğumdan mezara kadar durmaksızın çalışmaktan ibaret olamaz.
Her gün uyan ve bir günü daha çatışmasız, kin tutmadan keyifle geçirmeye niyet et.
Çocuklarından fazla beklentiye girme.
Sana önem verseler de, onların kendi sorumlulukları, taahhütleri ve hayatları her zaman öncelikli olacaktır.
65 yaşına veya daha üstüne geldiysen, bitmek bilmeyen bir çalışma uğruna sağlığını feda etme, çünkü bu kendine mezar kazmak olur.
Bin hektar pirinç tarlası olsa da, günde yalnızca yarım kâse tüketebilirsin.
Mutlu bir yaşam sürmeye bak, çünkü sadece bir hayatın var.
Kendini başkalarıyla karşılaştırarak şanını, zenginliğini ya da sosyal statünü ölçme.
Değiştiremeyeceğin şeyleri kabul et, çünkü aşırı kaygı sağlığına zarar verebilir.
Kendi refahını yarat ve her gün sana mutluluk ve keyif veren aktivitelerle uğraş.
Mutluluğun olmadığı bir gün, boşa harcanmış bir gündür.
İyi bir ruh haliyle hastalıklar iyileşebilir.
İyi bir karakter geliştirerek, egzersiz yaparak, sağlıklı beslenerek ve dengeli bir şekilde vitamin ve mineral alarak sağlıklı ve keyifli bir yaşam sürebilirsin.
Özellikle çevrendeki iyiliği takdir etmeyi öğren – aileni, arkadaşlarını – çünkü onlar, hayatının güzel anılarını ve değerli zamanlarını hatırlatarak sana yeniden yaşama hissi verirler.
Denir ki, “Çatısını kaybeden biri yıldızları kazanır.” Bu doğrudur.
Zaman ve fırsatlar, bir nehirdeki su gibidir: Onlara asla iki kez dokunamazsın, çünkü bir kez geçtiğinde geri dönmez.
Hayatının her anının tadını çıkar ve dünyayı keşfetme, onun harikalarını görme fırsatlarını kaçırma, çünkü bu anlar bir daha asla tekrarlanmayabilir.
Görünüşlere güvenme, çünkü zamanla silinirler.
Mükemmel insanı arama, çünkü o yoktur.
Seni olduğun gibi takdir eden birini ara; onu bulamazsan, yalnızlığını sevmeyi öğren, çünkü kötü bir arkadaşlıktan iyidir.
Her nasıl tanımlıyorsan Tanrı’ya inan ve hayatın tadını çıkar, çünkü hayat kısadır.
Aileni ve arkadaşlarını sev, çünkü er ya da geç bu dünyayı terk edeceksin ve kimse bunun için sana teşekkür etmeyecek.
Sağlık ve mutluluk daima seninle olsun.
- Lin Yutang
25 Eylül 2024 Çarşamba
Karınca ve Aslan Hikayesi - İş Hayatında Yönetici ve Raporlamaların Çalışma Hayatına Etkisi
Küçük bir Karınca her sabah erkenden işine gelir ve neşe içinde çalışmaya başlardı…
Çok çalışır…
Bunun üzerine, müthiş bir yöneticilik kariyeri olan ve yazdığı raporlarla ünlü Hamamböceği’ni işe aldı. Hamamböceği işe öncelikle bir saat alarak başladı. Böylece Karınca’nın çalıştığı saatleri tam olarak ölçebilecekti. İş saatlerinde gevşekliğe müsaade etmeyecekti. Elbette raporlarını düzenleyecek bir sekretere de ihtiyacı olacaktı. Bu nedenle; hem telefon trafiğini yönetmek ve hem de arşiv işleri için Örümcek’i işe aldı.
Aslan, gelişmelerden çok memnundu. Hamamböceği’nin hazırladığı raporlar gerçekten harikaydı. Hatta ondan üretim hızını ölçen ve karlılığı analiz eden renkli grafikler de hazırlamasını istedi. Böylece bu raporları ortaklarına sunum yaparken kullanabilecekti. Hamamböceği, bu raporları üretebilmek için yeni bir bilgisayara ve donanıma ihtiyaç duydu. Artık artan ekipmanlar için de bir bilgi işlem departmanı oluşturmanın zamanı gelmişti. Bu işleri idare etmek için Sinek’i işe aldı.
Bir zamanlar mutlu, üretken ve rahat olan Karınca bu yeni toplantı düzeninden ve evrak işlerinden yılmıştı. Zamanın büyük bir kısmını sorulan soruları cevaplamak ve evrak işleri yapmakla geçiyordu.
Aslan, Karınca’nın bölümünün giderek büyümesinden memnundu. Bölümü daha da büyütmek üzere bir üst yöneticiye ihtiyaç olduğunu düşündü. Ve bölüm başkanı olarak başarıları ile ünlü Ağustosböceği’ni işe aldı.
Kendi rahatına ve keyfine düşkün Ağustosböceği’nin ilk icraatı ofisi rahat edebileceği yeni mobilyalarla döşemek oldu. Tabii ki kendisinin yeni bir bilgisayara, bütçe kontrol ve stratejik verimlilik planı hazırlanması için kişisel bir yardımcıya ihtiyacı vardı. Bunun üzerine eski işyerindeki yardımcısını işe aldı.
Karınca’nın çalıştığı yer giderek kimsenin gülmediği, neşesiz ve mutsuz bir mekana dönüşmüştü. Ağustosböceği, patronu Aslan’ı ortamın ruh halini değiştirecek bir çalışma yapılması gerektiğine ikna etti.
Bunun üzerine, Karınca’nın bölümünde olup bitenleri gözden geçiren Aslan, üretimin ve karlılığın dramatik bir şekilde düştüğünü farketti. Hemen, son derece itibarlı ve iyi tanınmış bir Danışman olan Baykuş’u sorunu çözmesi için işe aldı.Baykuş, Karınca’nın departmanında 3 ay geçirdi. Bu hummalı çalışmanın ardından ciltlerce süren muhteşem bir rapor yazdı. Raporun sonucu şuydu: “Departmanda aşırı istihdam vardı”.
Aslan, raporu inceledikten sonra dramatik bir karar verdi.Ve, elbette, ilk olarak negatif tavırlarıyla dikkat çeken, mutsuz ve çalışma isteğini kaybetmiş olan Karınca’yı işten çıkardı.
13 Kasım 2023 Pazartesi
Çocukların Kullandığı Akıllı Saatler Sağlığa Zararlı Mıdır?
Aileler çeşitli nedenlerle çocuklarının güvende olduğunu bilmek ister. Günümüzde bu nedenle yaygın olarak çocuklara erken dönemde cep telefonu veya akıllı saat alınıp verilmektedir. Küçük çocuklarda cep telefonu yerine daha çok akıllı saat tecih edilmektedir.
Ebeveynler kendi cep telefonu veya tabletlerine yükledikleri akıllı saatin uygulaması ile çocuğunu her an kontrol edebilmektedir. Akıllı saatlerin yapabildikleri marka ve model olarak farklılık gösterse de genel olarak yapabildikleri şunlardır.
* Sim kart takılabilen akıllı saatlerde anne ve babalar çocuklarıyla nerde olursa olsun görüşme yapabilmektedir.
* Çocuğunun yerini akıllı saatin uygulamasından harita üzerinde görebilmektedir.
* Çocuğun bulunduğu ortamı fark ettirmeden dinleyebilmektedir.
* Çocuğun bulunduğu ortamı akıllı saatin kamerasından fark ettirmeden izleyebilmektedir.
* Çocuğun akıllı saatinden arayabileceği kişileri seçip kısıtlayabilmektedir.
* Çocuğuna sesli mesaj gönderip alabilmektedir.
23 Haziran 2023 Cuma
2022 Yılı Merkezi Sınav Puanı İle Öğrenci Alan Liselerin Taban ve Tavan Puanları ve Yüzdelik Dilimleri
2023 Yılı Liselere Giriş Sınavı (LGS) Merkezi Sınav Sonuçları 23.06.2023 tarihinde açıklandı.
19 Haziran 2023 Pazartesi
Çin'in İzin Verdiği Toryum Nükleer Reaktörü ve Prof. Dr. Engin Arık
Çin, toryum ile çalışan nükleer reaktölere onay verdi
Çin, enerjide daha bağımsız hale gelebilmek için toryum kaynaklarına başvuracak.
Çin'de bol miktarda toryum rezervi bulunduğu bilinmektedir. Sahip olduğu toryum madeni ile Çin, enerji güvenliği için kritik bir adım atmaya hazırlanıyor.
Çin'de Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), ülkenin ilk toryum reaktörü için Şanghay Uygulamalı Fizik Enstitüsüne işletim izni verdi.
Toryum Uranyumdan daha bol bulunuyor
Hong Kong merkezli South China Morning Post'un haberine göre, toryum ayrıca uranyum ile karşılaştırıldığında daha bol bulunan bir kaynak ve Çin'in önemli toryum rezervleri var.
Toryum Çin'e 20.000 yıl elektrik enerjisi verebilir
Haberi aktaran gazete, toryumun Çin'e 20.000 yıl elektrik verebilecek bir yakıt olduğunu vurguladı.
Toryumun, güvenlik, azaltılmış atık, daha iyi yakıt verimliliği dahil olmak üzere uranyum reaktörlerine göre birçok avantajı bulunmaktadır.
Türkiye'nin enerji ihtiyacını karşılar
Türkiye'de de bu yönde atılması muhtemel bir adımın, ülkemizin enerji ihtiyacının tamamını karşılayacağına dikkat çekiliyor.
Öyle ki, Çin'deki gelişme, akıllara 30 Kasım 2007'de Isparta'daki şüpheli uçak kazasında hayatını kaybeden Profesör Engin Arık'ın verdiği mesajları getirdi.
Engin Arık: Türkiye'nin toryum yatakları, dünyanın en zengini
CERN'deki çalışmalarda yer alan ve Türk Ulusal Hızlandırıcı Projesi'nin öncülüğünü yapan Arık, görüntülü bir röportajında, "Türkiye'nin toryum yatakları, hemen hemen dünyanın en zengin yatakları." demişti.
"Enerji ihtiyacını senede 50 ton toryumla karşılayabiliriz"
Türkiye'nin, enerji ihtiyacını senede 50 ton toryumla karşılayabileceğini belirten Arık, "Buna mukabil, yani 1 ton toryumu enerjiye dönüştürdüğünüzde elde ettiğiniz enerjiyle 1 milyon ton petrolün enerjisi eş değer." ayrıntısına işaret etmişti.
Prof. Dr. Engin Arık, "İnşallah kuracağımız Türk Hızlandırıcı Merkezi'nde de bir proton hızlandırıcısı düşünülüyor." diyerek eklemişti:
Bu da ileride belki bir prototip toryum nükleer santrali yapmamız için ön çalışmalara olanak sağlar.
Bildiğim kadarıyla, toryum'un 21. yüzyılın en stratejik maddesi olması büyük bir olasılık. Eğer 2005 yılına kadar yapılması planlanan yeni tip nükleer enerji santralleri gerçekleşirse, toryum bir numaralı element olacak. Çünkü yeni tip reaktörlerde yakıt olarak kullanılacak. Eğer biz toryum ile elektrik enerjisi üretebilmek olanağına kavuşursak, bu trilyonlarca varil petrole eş değerde bir enerji kaynağı olacak. Prof. Dr. Engin Arık
Çin'in, Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında diğer ülkelere küçük toryum reaktörleri satmayı planladığı konuşuluyor.
Böylece daha küçük enerji talepleri veya sınırlı altyapısı olan ülkelere veya bölgelere "nükleer giriş noktası" sağlanması hedefleniyor.
4 Haziran 2023 Pazar
CHI PO NON VO Yapabilen İstemiyor

Yukarıdaki yazı İtalya’nın Ascoli Piceno şehrinde bulunmaktadır. 1529 yılında yazılmış, Latince bir duvar yazısıdır.
CHI PO NON VO
Yapabilen istemiyor
CHI VO NON PO
İsteyen yapamıyor
CHI SA NON FA
Bilen yapmıyor
CHI FA NON SA
Yapan bilmiyor
ET COSI IL MONDO MAL VA
ve dünya böyle kötüye gidiyor
Bugünün problemleri sandığımız pek çok olay aslında belki insanlık tarihi boyunca geçmişte pek çok defa gündeme getirilmiş.
Hedeflerimize Ulaşmak İçin Yapmamız Gerekenler
Hedeflerimize Ulaşmak İçin Yapmamız Gerekenler
Hepimizin hayelleri ve hedefleri vardır. Fakat genellikle hayellerimize ulaşmak ve hedeflerimize varmak için neler yapmamız gerektiğini bilemeyiz. İşte sizlere yol gösterecek, nereden başlamanız gerektiğini, neler yapmanız gerektiğini söyleyen yol haritası...
Güçlenebilmenin 30 Yolu
A- Bilgi İçin 5 Yol
1- Kitap oku
2- Araştır
3- Öğrenmeye açık ol
4- Podcast dinle
5- Mentor desteği al
B- Servet İçin 5 Yol
1- İşini iyi yap
2- Yenilikçi ol
3- Ek gelir oluştur
4- Birikim yap
5- Yatırım yap
C- Liderlik İçin 5 Yol
1- Kimseyi taklit etme
2- Sosyal ol
3- Hitabını güçlendir
4- Donanımlı ol
5- Kitle oluştur
D- Sağlık İçin 5 Yol
1- Sağlıklı beslen
2- Egzersiz yap
3- Alkol ve sigara kullanma
4- Uykunu düzene sok
5- Su tüketimini arttır
E- Zihin Gelişrime İçin 5 Yol
1- Pozitif düşün
2- Planlı ol
3- Hobi edin
4- Meditasyon yap
5- Kendini sev
F- Sosyallik İçin 5 Yol
1- Empati kur
2- İyi bir dinleyici ol
3- Mütavazi ol
4- Dürüst ve samimi ol
5- Açık fikirli ol
27 Nisan 2023 Perşembe
Evren 25 Fare Deneyi ve Toplum Davranışları
Evren 25 deneyi, bilim insanlarının çeşitli toplulukları bir fare kolonisinin davranışı aracılığıyla açıklamaya çalıştığı, bilim tarihinin en korkunç deneylerinden biridir.
John Calhoun, kemirgenlerin bol miktarda yiyecek ve suyun yanı sıra geniş bir yaşam alanına sahip olduğu özel olarak tasarlanmış bir alan olan Fare Cenneti'ni inşa etti.
Daha büyük fareler gruba saldırmaya başladı. Bunun sonucunda birçok erkek fare psikolojik olarak çökmeye başladı.
Dişilerle çiftleşmeyi ya da kendi alanları için savaşmayı reddettiler. Tek umursadıkları yemek ve uykuydu.
John Calhoun'a göre ölüm aşaması iki aşamadan oluşuyordu: Birinci ölüm ve İkinci ölüm.
John Calhoun'un bilimsel çalışması, sosyal çöküşü yorumlamak için bir model olarak kullanıldı. Yapılan araştırmalar, şehir sosyolojisi çalışmaları için bir odak noktası olmaktadır. Deney toplum sosyolojisi ve toplum psşkolojisi alanlarına çok katkı sapladı.
Şu anda günümüz toplumunda doğrudan paralelliklere tanık oluyoruz. Zayıf, çok az beceriye sahip veya hiç beceriye sahip olmayan ve koruma içgüdüsü olmayan dişileştirilmiş erkekler ile annelik içgüdüsü olmayan aşırı heyecanlı ve saldırgan dişiler.
9 Şubat 2023 Perşembe
Deprem Öncesi Havada Oluşan Mavi Işık Neden Görülür? Piezoelektrik Etki
Deprem Öncesi Havada Oluşan Mavi Işık Neden Görülür?
Pek çoğumuz deprem öncesi çekilen videolarda ve resimlerde havada mavi bir ışık kümesi oluştuğunu görmüştür. Bu olayı deprem öncesi havaya bakan pek çok kişi de bizzat kendisi gözlemlemiştir. Bu ışıklar deprem ışığı olarak tanımlanmaktadır.
Günümüzde bu mavi ışık çeşitli spekülasyonlara ve komplo teorilerine malzeme olmaktadır. Pek çok kişinin aklına "Acaba deprem oluşturmak amacıyla bir silah mı kullanılıyor? HAARP teknolojisi ile deprem mi yapılıyor?" soruları geliyor.
Biz olayı bilimle ve mevcut elektrik bilgilerimizle basitçe açıklmaya çalışalım. Önce piezoelektrik nedir bir hatırlayalım.
Piezoelektrik Nedir : Başlığa tıklayarak detaylı bilgi alabilirsiniz. Biz kısaca açıklayacak olursak; piezoelektrik, kuartz (quartz), roşel (rochelle) tuzu, baryum, turmalin gibi kristal yapılı maddelerin üzerlerine düşen basınçla orantılı olarak fiziki yapılarında meydana gelen değişimden dolayı elektrik akımı üretmesidir.
2 Şubat 2023 Perşembe
Osmanlı Günümüzdeki Kaç Devleti ve Bu Devletlerden Hangisini Kaç Yıl Yönetmiştir?
Osmanlı dağılınca oluşan devletler:
01. Türkiye
02. Bulgaristan (545 yıl yönetilmiştir)
03. Yunanistan (400 yıl yönetilmiştir)
04. Sırbistan (539 yıl yönetilmiştir)
05. Karadağ (539 yıl yönetilmiştir)
06. Bosna-Hersek (539 yıl yönetilmiştir)
07. Hırvatistan (539 yıl yönetilmiştir)
08. Makedonya (539 yıl yönetilmiştir)
09. Slovenya (250 yıl yönetilmiştir)
10. Romanya (490 yıl yönetilmiştir)
11. Slovakya - Osmanlı'daki adı Uyvar'dır. (20 yıl yönetilmiştir)
12. Macaristan (160 yıl yönetilmiştir)
13. Moldova (490 yıl yönetilmiştir)
14. Ukrayna (308 yıl yönetilmiştir)
15. Azerbaycan (25 yıl yönetilmiştir)
16. Gürcistan (400 yıl yönetilmiştir)
17. Ermenistan (20 yıl yönetilmiştir)
18. Güney Kıbrıs (293 yıl yönetilmiştir)
19. Kuzey Kıbrıs (293 yıl yönetilmiştir)
20. Rusya'nın güney toprakları (291 yıl yönetilmiştir)
21. Polonya -himaye olarak- Osmanlı'daki adı Lehistan'dır. (25 yıl yönetilmiştir)
22. İtalya 'nın güneydoğu kıyıları (20 yıl yönetilmiştir)
23. Arnavutluk (435 yıl yönetilmiştir)
24. Belarus himaye olarak (25 yıl yönetilmiştir)
25. Litvanya himaye olarak (25 yıl yönetilmiştir)
26. Letonya himaye olarak (25 yıl yönetilmiştir)
27. Kosova (539 yıl yönetilmiştir)
28. Voyvodina - Osmanlı'daki adı Banat'dır (166 yıl yönetilmiştir)
29. Irak (402 yıl yönetilmiştir)
30. Suriye (402 yıl yönetilmiştir)
31. İsrail (402 yıl yönetilmiştir)
32. Filistin (402 yıl yönetilmiştir)
33. Ürdün (402 yıl yönetilmiştir)
34. Suudi Arabistan (399 yıl yönetilmiştir)
35. Yemen (401 yıl yönetilmiştir)
36. Umman (400 yıl yönetilmiştir)
37. Birlesek Arap Emirlikleri (400 yıl yönetilmiştir)
38. Katar (400 yıl yönetilmiştir)
39. Bahreyn (400 yıl yönetilmiştir)
40. Kuveyt (381 yıl yönetilmiştir)
41. İran'ın batı toprakları (30 yıl yönetilmiştir)
42. Lübnan (402 yıl yönetilmiştir)
43. Mısır (397 yıl yönetilmiştir)
44. Libya - Osmanlı'daki adı Trablusgarp (394 yıl yönetilmiştir)
45. Tunus (308 yıl yönetilmiştir)
46. Cezayir (313 yıl yönetilmiştir)
47. Sudan - Osmanlı'daki adı Nubye (397 yıl yönetilmiştir)
48. Eritre - Osmanlı'daki adı Habes (350 yıl yönetilmiştir)
49. Cibuti (350 yıl yönetilmiştir)
50. Somali - Osmanlı'daki adı Zeyla (350 yıl yönetilmiştir)
51. Kenya sahilleri (350 yıl yönetilmiştir)
52. Tanzanya sahilleri (250 yıl yönetilmiştir)
53. Çad'ın kuzey bölgeleri - Osmanlı'daki adı Reşade (313 yıl yönetilmiştir)
54. Nijer'in bir kısmı - Osmanlı'daki adı Kavar (300 yıl yönetilmiştir)
55. Mozambik'in kuzey toprakları (150 yıl yönetilmiştir)
56. Fas -himaye olarak (50 yıl yönetilmiştir)
57. Bati Sahra -himaye olarak (50 yıl yönetilmiştir)
58. Moritanya -himaye olarak (50 yıl yönetilmiştir)
59. Mali - Osmanlı'daki adı Gat kazası (300 yıl yönetilmiştir)
60. Senegal (300 yıl yönetilmiştir)
61. Gambiya (300 yıl yönetilmiştir)
62. Gine Bissau (300 yıl yönetilmiştir)
63. Gine (300 yıl yönetilmiştir)
64. Etiyopya' nin bir kısmı - Osmanlı'daki adı Habeş (350 yıl yönetilmiştir)
Osmanlı Kara hudutları sınırları içinde resmen bulunmamakla birlikte fiilen Hilafete bağlı yerler;
01. Hindistan Müslümanları -Pakistan-
02. Doğu Hindistan Müslümanları -Bangladeş-
03. Singapur
04. Malezya
05. Endonezya
06. Türkistan Hanlıkları
07. Nijerya
08. Kamerun
Denizlerde ise;
Akdeniz'in tamamında 1 asır boyunca,
Akdeniz'in bir kısmında 3 asır kadar,
Karadeniz'in tamamına 4 asır kadar,
Ege nin tamamına 4 küsür asır kadar.
14 Ocak 2023 Cumartesi
Diderot Etkisi - Eski Sabahlığım İçin Pişmanlık
18. yüzyıl aydınlanma çağı düşünürlerinden Fransız yazar ve filozof Denis Diderot’un borç içinde yaşamaktadır. Aynı zamanda kızını da evlendirmeye çalışmaktadır. Diderot’un durumunu duyan Rus imparatoriçesi Büyük Katerina, Diderot’un kütüphanesini satın alıp 25 yıllık maaşını da peşin ödeyerek onu zor durumdan kurtarır.
Maddi durumu düzelen ve kızını evlendiren Diderot'a bir arkadaşı çok şık kırmızı kadife bir sabahlık hediye eder. Giydiği yeni sabahlığın verdiği keyifle çalışma masasına oturan Diderot bu eski masanın yeni ve gösterişli sabahlığına hiç uymadığını fark eder.
Bu şekilde eski resimlerini, koltuğunu, duvar halısını, sandalyelerini... hepsi birbirine uyum sağlasın derken evindeki eski eşyaları tamamen yeniler.
Sonunda bütün parası biter ve Diderot yeniden borçlanır. Ancak o zaman aklı başına gelir ve kendisini nasıl bir tüketim çılgınlığına kaptırdığını anlattığı "Eski Sabahlığım İçin Pişmanlık" adlı bir yazı yazar.
Bilinçli bir alışveriş düşüncesiyle yapılmayan ve ihtiyaç olmadığı halde alınan şeyleri açıklayan bu tüketim sarmalından bahseden ilk kişi olduğu için anlattığı kavrama Diderot Etkisi denilmektedir.
Diderot şöyle der: "Eski sabahlığımın efendisi idim, ama şimdi yeni sabahlığımın kölesi oldum."
Kartalı gagalamaya cesaret eden tek kuş Kuzgundur
Kartalı gagalamaya cesaret eden tek kuş Kuzgundur,
Kartalın bu durumda yapabileceği pek bir şey yoktur, ve hiç karşılık vermez, onunla savaşmaz..
Sadece kanatlarını açar, gökyüzünde daha, daha yüksekten uçmaya başlar..
Sizinle savaşmaya, eleştirmeye, çalışanlara cevap verip enerjinizi harcamanız gerekmez.
Onlarla zaman harcamayı bırakın.
Sizde var olan gücünüzü sizi daha yükseklerdeki hedefinize ulaştırmak için kullanın yeterli.
Siz Olsaydınız - Bir müddet zeytinle idare edebilir miydiniz?
Binaya gelen adam kendisini karşılayan sekretere Nazif Beyle görüşmek istediğini söyledi. Bunun üzerine sekreter birden ciddileşti;
- Evet, Nazif Bey! diye cevap alınca, sekreter hüzünlü bir ses tonuyla 'Nazif Bey sizlere ömür efendim, onu kaybedeli dört yıl oldu.' dedi.
Hiç beklemediği bu haberle bir acı saplandı adamın yüreğine.
Hicranlı bir suskunlukla bir müddet öylece kalakaldı. Gözlerine hücum eden yaşlar yanaklarından süzülüp göğsüne damladı. Kendisini toparlayıp
- Evet var, oğlu Selim Bey....
Titrek bir sesle
Sekreter hanım, insanda saygı uyandıran bu kibar beyefendiye,
- Selim Bey oldukça meşgul bir insan, randevusuz görüşmek pek mümkün olmuyor; ama ben yine de kendisine bir haber vereyim. dedi ve telefona yöneldi..
- Kendimi ona ben tanıtmak istiyorum kızım. cevabı üzerine sekreter dahili telefonu çevirdi. Daha sonra,
Beraber merdivenden çıktılar. İnce bir zevkle döşenmiş geniş bir salondan geçip büyük bir kapının önünde durdular, sekreter kapıyı açarak,
O da içeri girdi. Kendisini ayakta bekleyen gence doğru hızlı adımlarla yürüdü, elini uzatarak,
- Merhaba, ben Prof. Dr. Mehmet Baydemir. dedi.
- Bendeniz de Selim Cebeci... Lütfen buyurun, oturun. dedi, genç iş adamı.
Mehmet Bey, kendisine gösterilen yere oturur oturmaz:
- Yirmi üç yıl, tam yirmi üç yıl... Vaktiyle bana burs verip okumama vesile olan insanın elini öpmek için bu ânı bekledim. Ama o büyük insanın elini öpmek nasip değilmiş, bunun için ne kadar üzgünüm anlatamam. dedi ve dudakları titredi, gözleri doldu.
Yaşarmış gözlerini kuruladıktan sonra Selim Beye döndü;
- Mehmet Baydemir demiştiniz değil mi, Tosyalı Mehmet Baydemir mi? Profesör, delikanlının bu heyecanlı haline bir anlam veremeyerek başıyla 'Evet' dedi. Bunun üzerine Selim Beyin gözleri sevinçle parladı.
- Babamla sizi uzun yıllar aradık; ama bulamadık. dedi.
Profesörün yanına gelerek iki eliyle elini tuttu, candan bir dost gibi sıktı ve
Bu sözler profesörü çok şaşırtmıştı
- Uzun yıllar beni mi aradınız? Peki ama neden? dedi.
Selim Bey gülen gözlerle profesöre bakarak
- Bizdeki emanetinizi vermek için... deyince, profesörün şaşkınlığı iyiden iyiye arttı.
- Emanet mi? dedi.
Selim Bey cevap vermeden yerine geçip telefonu çevirdi. Karşısındakine
- Gelebilir misiniz? deyip telefonu kapattı.
Mehmet Bey, Şaşkın gözlerle Selim Beye bakarken kapı çalındı, odaya iyi giyimli bir bey girdi.
Selim Bey ona yanına gelmesini işaret etti, sonra kulağına bir şeyler fısıldadı. Gelen kişi bir şey söylemeden geldiği kapıya yöneldi. O çıkarken Selim Bey, misafiriyle tatlı bir sohbete başladı.
Sohbetleri koyulaştıkça, çehrelerindeki şaşkınlık, yerini birbirlerine Hasret kırk yıllık ahbapların yeniden buluşmalarındaki sevinç, samimiyet ve güvene bırakmıştı. Mehmet Bey yurt dışındaki tahsilinden, araştırmalarından ve yirmi üç yıl boyunca her yıl büyüyen memleket hasretinden bahsetti. Sonra Nazif Beyin duvardaki portresini göstererek,
- Bu günlerimi şu büyük insana borçluyum. Bana yalnızca maddî destek vermedi, mânen de beni hiç yalnız bırakmadı. Yurt dışında tahsil görürken yanlışa her yeltendiğimde hayalen yanımda hazır oldu. 'Sana bunun için burs vermedim.' diyerek bana istikamet verdi. Ona her namazımda dua ediyorum. dedi ve gözlerini Nazif Beyin duvardaki fotoğrafına mıhladı. Sonra gözleri portrenin altındaki ilk anda mânâ veremediği diğer tabloya kaydı. Son derece şık bir çerçevenin içinde, bazı yerleri yamalı ve tamir görmüş oldukça eski bir çift çorap duruyordu. Biraz daha dikkatli baktığında çerçevede bazı cümlelerin de sıralandığını fark etti: 'Bir müddet zeytin yiyeceğiz, sonra...'
Selim Bey, kendisine bir soru sorduğu için başını ona çevirdi; fakat aklı tabloda kalmıştı. Selim Beye cevap verirken tabloya bir daha baktı. İkinci cümle de birinci cümle gibi üç nokta ile bitiyordu: 'Bir müddet sabredeceğiz, sonra...'
İyice meraklanmıştı. Bu ilk görüşmeleri olmasaydı, yanına gidip tabloyu iyice inceleyecekti fakat bu uygun düşmez, düşüncesiyle yalnızca sohbet arasında göz ucuyla merakını gidermeye çalışıyordu.
Ancak her seferinde biraz daha artan bir merakın içinde kalıyordu. Üçüncü cümlede: 'Bir müddet yürüyeceğiz, sonra...' diye yazıyor ve altta böyle birkaç cümle daha sıralanıyordu.
- Selim Bey merakımı mazur görün. Şu tabloya bir mânâ veremedim. dedi.
Selim Bey kendisine has bir gülüş ile misafirine baktı, derin bir nefes alarak
- Malumunuz, babam varlıklı bir insandı. Oldukça iyi bir hayatımız vardı. Sonra ne olduysa her şeyimizi kaybettik. O zenginlikten geriye hiçbir şey kalmadı. Köşkümüzdeki hizmetçiler de gitti. Yemekleri artık annem yapıyordu. Hatırlıyorum da bir sabah, kahvaltıya sadece zeytin koyabilmişti. O zengin kahvaltılarımıza bedel, yalnızca zeytin... Şaşkınlık içinde, 'Başka bir şey yok mu?' diye sormuştum. Bu soru karşısında annemin hüngür hüngür ağlayışı gözümün önünden hiç gitmiyor. Annemin ağlayışı karşısında babam:
'Bu evde hiçbir şey yok! Burada nasıl yaşayacağız.' Diye haykırdı. Bunun üzerine babam:
'Bir müddet sabredeceğiz, sonra alışacağız.' dedi. Gittiğim özel okuldan ayrılmış, bir devlet okuluna yazılmıştım. Sabahleyin okula servisle gitmeyi umarken, babam elimden tuttu,
'Allah borcunu ödeme niyetinde olanın kefilidir.'
Babamın dediği gibi oldu, zor da olsa zamanla alıştık. Bu hal birkaç yıl sürdü.
Bir gün babam eve çok farklı bir yüz ifadesiyle geldi.
Ağlamaklı bir yüz ifadesi vardı. Her birimize bir paket getirmişti. Köşkten ayrıldığımız günden beri ilk defa paketlerle eve geliyordu. Bizi bir araya topladı.
'Bugün, benim için ne mânâya geliyor biliyor musunuz?' dedi, kelimeleri boğazına düğümlendi, gözlerine yaşlar hücum etti. Sözlerini kesmek zorunda kaldı. Her birimize hediyelerimizi teker teker verdi ve bizi ayrı ayrı kucaklayıp yanaklarımızdan öptü, kendisi de bir koltuğa oturdu. Cebinden gazeteye sarılı bir şey çıkardı. O sırada da ağlıyordu. Hepimiz şaşkınlık içinde babama bakıyorduk.
Gazeteyi açtı, içinden bir çift yeni çorap çıkardı. Bu gözyaşlarıyla, bir çift çorabın alâkasını kurmaya çalışırken babam, beklemediğimiz bir şey yaptı. Çorabı burnuna götürdü, kokladı, kokladı. Arkasından hıçkırarak ağlamaya başladı. Hepimiz şok olmuştuk, tek kelime bile söylemeden bekledik. Babam nihayet kendisini topladı ve;
- Babanız sandığımdan da büyükmüş Selim Bey. Ben olsaydım öyle müreffeh bir hayattan sonra anlattığınız gibi bir darlıkta, herhalde çıldırırdım. Selim Beye döndü ve 'Siz ne yapardınız?' diye sordu.
Selim Bey kendisine has tebessümü ile:
- Bir müddet zeytin yerdim, sonra... dedi ve gülümsedi.
O sırada kapı çalındı, biraz önceki beyefendi elinde bir kutuyla içeriye girdi. Kutuyu Selim Beyin masasına bırakıp çıktı. Selim Bey yerinden kalkıp kutuyu alarak Mehmet Beye uzattı.
- Buyurun, yıllarca size vermek istediğimiz emanetiniz.' dedi. Mehmet Bey bilinmez duygular içerisinde kutuyu açtı. İçinden kadife bir kese çıktı. Keseyi açıp içini kutuya boşalttığında merakı iyiden iyiye arttı.
Keseden birkaç tane cumhuriyet altını ile bir not çıkmıştı. Mehmet Bey hassasiyetle katlanmış kâğıdı açıp okumaya başladı.
Sevgili Mehmet Bey oğlum, Bazen istediğimizi yaparız, çoğu zaman da mecbur olduğumuzu...
Tahsil hayatınız boyunca size burs vermeyi taahhüt etmiştim. Ancak eğitiminizin son altı ayında size burs verme imkânını bulamadım. Bir müddet sonra imkânlarıma yeniden kavuştum; lâkin bu sefer de size ulaşamadım. Dolayısıyla size borçlandım ve borçlu kaldım. Eğer böyle bir borcu gözyaşı ve ızdırapla ödemek mümkün olsaydı, ben bu borcu fazlasıyla ödemiş olurdum. Zira sevgili oğlum, bu altı aylık zaman diliminde bursunu verememenin ızdırabıyla kaç gece ağladım. Her neyse, bursunuzu tarihlerindeki değeriyle altına çevirdim. Bu altınlar sizindir. Bunlar elinize ulaştığında, borçlarımın tamamını ödemiş olacağım.
Sevgilerimle, Nazif Cebeci.
Mehmet Bey neye uğradığını şaşırmıştı.
Bu büyük insanın yüceliği karşısında bir çocuk gibi yalnızca ağlıyor, ağlıyordu. Selim Bey de bir hayli duygulanmıştı. Onun da yanaklarından yaşlar süzülüyordu.
Bir ara yaşlı gözlerle babasının siyah-beyaz portresine baktı.
Kendisine yıllarca hüzünle bakan gözleri, bu sefer sevinçle bakıyor gibiydi.
Peki ya siz olsanız ne yapardınız?
Bir müddet zeytinle idare edebilir miydiniz?
Cervantes, Kılıç Ali Paşa ve Mimar Sinan Aynı Camide Nasıl Buluşur?
Cervantes, Kılıç Ali Paşa ve Mimar Sinan Aynı Camide Nasıl Buluşur? 1500'lü yıllarda İtalyan bir aile henüz 11 yaşındaki oğullarını papa...
-
Kitabın Adı : Yazıyı Bulan Çocuk Kitabın Yazarı: Sinan Yaşar Kitap Hakkında Bilgi: "Ben Beyaz Bulut! Hiç alçak gönüllülük etmeyeceğim; ...
-
Kitabın Adı: Zerdali - Dedemle Bir Yıl Kitabın Yazarı: Yaşar Bayraktar Zerdali - Dedemle Bir Yıl Kitap Sınavı Soruları 1-) Yazarın dedes...












